‘28 ŞUBAT HESABININ TÜM YÖNLERİYLE SORULMASI GEREKİR’

  • Haberin Tarihi: 28 Şubat 2018
  • Bu haber 168 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
‘28 ŞUBAT HESABININ TÜM YÖNLERİYLE SORULMASI GEREKİR’

28 Şubat ile milletin birliği, inançları, kültürü, medeniyeti, barış ve huzuru hedef alındığını savunan ve bu yüzden 28 Şubat’ın sonuçları itibariyle mağdurları açısından da sona ermesi ve bunun son 28 Şubat olması gerektiğini söyleyen Azak, darbelerle mücadelenin bir diğer önemli ayağının da darbecilerin kurdukları düzeneklerin değiştirilmesi ve darbecilerin sebep olduğu mağduriyetlerin giderilmesi olduğunu belirtti.

Eğitim Bir-Sen Solhan İlçe Temsilcisi Nurullah Azak, 28 Şubat’ın hesabının tüm yönleriyle sorulması, mağdurların haklarının o günkü şartlarda iade edilmesi gerektiğini belirtti.

28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrası irticaya karşı olduğu iddia edilen ordu ve bürokrasi merkezli süreçle Türkiye’de idari, hukuki, toplumsal alanda demokratik olmayan birçok uygulamaya imza atıldığını dile getiren Azak, 28 Şubat’ın hesabının tüm yönleriyle sorulması, mağdurların haklarının o günkü şartlarda iade edilmesi gerektiğini savundu.

28 Şubat ile milletin birliği, inançları, kültürü, medeniyeti, barış ve huzuru hedef alındığını savunan ve bu yüzden 28 Şubat’ın sonuçları itibariyle mağdurları açısından da sona ermesi ve bunun son 28 Şubat olması gerektiğini söyleyen Azak, darbelerle mücadelenin bir diğer önemli ayağının da darbecilerin kurdukları düzeneklerin değiştirilmesi ve darbecilerin sebep olduğu mağduriyetlerin giderilmesi olduğunu belirtti.

Azak, “28 Şubat darbe davasında karar aşamasına gelinmiş olması sevindiricidir. Brifingli yargıçlar üzerinden dosyası görülen uyduruk dosyalarla hayatları karartılan ve hala cezaevlerinde bekleyen insanlar var. O dönem talimatla insanların sicilleri ile memuriyetleri ile oynanan ancak görevine dönemeyen insanlar var. ‘Bir gün gelir bunların hesabı sorulur’ denilmeden, milyonlarca insanı mağdur eden, millete ihanet eden, belli odakların hesapları adına bu ülkenin maddi manevi bütün birikimini yağmaya açan 28 Şubat darbecilerinin en ağır cezalara çarptırılmaları, bütün milletin olduğu gibi bizim de bu davadan beklentimizdir” dedi.

“DİNDARLARA KARŞI TOPYEKÛN BİR MÜCADELE EDİLDİ”

28 Şubat’ın 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi ile küresel güçlerin Türkiye’de toplumun geneli üzerinde FETÖ’yühakim kılma projesi olduğunun anlaşıldığını belirten, sırf darbe girişimi nedeniyle ülkenin 381 milyar dolar gibi bir bedel ödediğini kaydeden Azak, 28 Şubat sürecinde yaşananlara da değinerek şunları aktardı:

“Başörtülü kardeşlerimize bir hayat hakkı tanınmadı. İnsan olarak doğal insan hakları gasp etildi. Kur’an Kursların önüne getiren yaş sınırlandırılması ile beraber maalesef Kur’an kurslarının kapısına kilit vurulmak istendi. Dindarlara karşı topyekûn bir mücadele edildi. Ekonominin içerisinde de yeşil sermaye diye uydurulan bir tanımlama ile milli ve manevi değerlerine sahip çıkan şirketlerin önü kapatılmak istendi. 28 Şubat aktörlerinin “Bin yıl sürecek” sözleri hala akıllarımızda. Bunun yanısıra 1997-2001 yıllarında kamuda öğretmenlere ilişkin yaptığımız bir araştırmada ortaya çıkan gerçek ürkütücü, kılık kıyafet nedeniyle açılan soruşturma sayısı 33 bin 272. O dönemde 6 milyon fişleme var. Bin 635 Türk Silahlı Kuvvetler personeli irtica suçlamasıyla ihraç edildi. Ülke istikrarsızlaştırılırken belli bir kesim bunun rantını yemiştir. Ülke, ekonomik olarak belinden kırılmış ve çöküşe doğru sürüklenmiştir.”

“28 ŞUBAT ARTIĞI ZİHNİYETİN VARLIKLARINI DEVAM ETTİRMEYE ÇALIŞILIYOR”

28 Şubat artığı zihniyetin varlıklarını devam ettirdiğini söyleyen Azak, medya üzerinden yapılan algı operasyonlarına dikkat çekti.

Medya yoluyla İslami değerlere ve bu değerlerin savunulmasına yönelik yapılan saldırılara dikkat çeken Azak, yapılan saldırıların görsel ve sosyal medyada yapıldığına şahit olduklarını söyledi.

Türkiye’nin maalesef geçmişten bu yana hep darbe süreçlerinden geçtiğini ifade eden Azak, “Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana neredeyse her 10 yılda bir askeri müdahalelere maruz kaldık.  Tabi ki bunların en çetini ve en ağırı özelikle İslami camialara ağır darbe vuran, bedeller ödeten, 28 Şubat süreciydi.” dedi.

Türkiye’deki darbe süreçlerinde, üniversitelerde okuyan başı örtülü bacılardan tutun da kamuda görev yapan memurlara kadar herkese karşı bir cadı avı başlatıldığını aktaran Azak, başörtüsü ve dini değerler üzerinden yapılan yoğun saldırılara karşı bir mücadele verildiğini söyledi.28 Şubat mantığının günümüzde de devam ettirilmeye çalışıldığına vurgu yapan Azak, “Geçmiş dönemde ‘bin yıl sürecek’ dedikleri 28 Şubat darbe süreci Allah’a hamdolsun 10 yıl bile sürmedi. Şu an o dönemin failleri de ağır ceza istemleriyle yargılanıyorlar. Bu bizim için bir mutluluk verici bir durum.

“DİYANET ÜZERİNDEN İSLAMİ DEĞERLERE SALDIRI YAPILIYOR”

Son dönemde özelikle müftülerin nikah kıyma yetkisinin konuşulmaya başladığı dönemden beri, İslami camialara, değerlere yönelik bir anti propaganda hem sosyal medya ve hem de görsel medya üzerinden yoğun bir şekilde yapıldığını söyleyen Azak, “Aslında bu kafanın biz geçmişte 28 Şubat’ta gördüğümüz kafayla aynı olduğunu kanaatini de taşıyoruz. Burada insanlarımızın uyanık olması lazım. En son Diyanet İşleri Başkanlığının aslında terimler sözlüğünde tamamen dini sorumlukların başladığı yaşla alakalı olarak bir tespitini, ‘erken yaşta kız çocuklarının evliliği’ şeklinde polemik konusu haline getirip, bunun üzerinden aslında Diyanet’te değil de, İslami değerlere asıl saldırının yapıldığını biz çok net gördük.” diye konuştu.

“GERÇEKLERİ SAPTIRMAK İDEOLOJİK KÖRLÜKTÜR”

Geçmişte 28 Şubat’taki 5’li çete gibi o dönemde sivil görünümlü asker zihniyetli o dönemin bir takım STK’ları gibi bugünde malum bir STK’nın bir eylem kararı aldığını aktaran Azak, şunları söyledi: “İşte sözüm ona erken yaşta evliliğe karşı eylem başlatacaklar hatta o kadar ileri giderek çirkeflikte dip noktaya buldular ki Brezilya’da karaciğer hastası 9 yaşındaki bir kız çocuğunu sanki Türkiye’de yaşanmış bir hadise gibi tamamen toplumun algısını yönetmeye dönük bir karalama ve bir linç kampanyasına dönüştürdüler. Bu aslında ideolojik körlüktür, bunun başka bir adı yoktur. Burada dine karşı bir düşmanlık çok net bir şekilde ortaya konuluyor.”

“28 ŞUBAT’IN ARTIĞI KALAN BU ZİHNİYETTE GEREKEN DERSİN VERİLMESİ LAZIM”

Şanlıurfa’da bir İmam Hatip Ortaokulunda bir görevli öğretmenin tesettür ile ilgili uygulamalı bir ders yapmasını bahane olarak gören art niyetli, 28 Şubat artığı zihniyet sahipleri odaklar,  tekrar aynı algı operasyonu için harekete geçtiklerini söyleyen Azak, “Hâlbuki İmam Hatip Ortaokulunda tesettür konusunun uygulamalı işlenmesi, diğer dini değerlerimizin öğretilmesi kadar normal başka bir şey yok. İslami değerlere dönük karalama kampanyası yürüttükleri için buradan kamuoyuna bir uyarımız var. Kesinlikle insanlarımız bu algı operasyonlarına gelmemeli, çok dikkatli olunmalıdır. Burada medyanın gerçekten çok ciddi bir görevi var, bu tarz algı operasyonlarını yapmaya çalışan bu eski 28 Şubat’ın artığı kalan bu zihniyette gereken dersin verilmesi lazım. Gerçeklerin de kamuoyuna çok net bir şekilde ulaştırılması lazım.” şeklinde konuştu.

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın