DAĞILMA İLE ZAZAKİ ÜZERİNE RÖPORTAJ
DAĞILMA İLE ZAZAKİ ÜZERİNE RÖPORTAJ

DAĞILMA İLE ZAZAKİ ÜZERİNE RÖPORTAJ

GÜNDEM12 DERGİSİ İKİNCİ SAYI

Öncelikle İbrahim Dağılma’yı kısaca tanıyalım ve Zazaca ile ilgili çalışmalarının neler olduğunu öğrenelim

İbrahim Dağılma, 1974 yılında ailenin 3. Çocuğu olarak Bingöl’de doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Bingöl’de yaptı. Dicle üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği mezunu olup yıllarca Milli Eğitim ve özel dershanelerde öğretmenlik yaptı. Bingöl Üniversitesi’nde Zaza Dili ve Edebiyatında yüksek lisans mezunu olan Dağılma, 2013 yılı Aralık ayından bu yana Bingöl Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri Bölümü, Zaza Dili ve Edebiyatında Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktadır. Daha önce Doğruhaber gazetesinde yazan Dağılma, halen İnzar Dergisi ve Kelhaamed dergisinde (Zazaca yazılar) yazmaktadır. Evli ve 4 çocuk babası olan Dağılma’nın ‘Amentü’ ismiyle yayımlanmış bir kitabı bulunmaktadır.

Dağılma, Zazacayı iyi bilmektedir. 2006 yılından bu yana Zazaca alanında fiilen çalışan yazarın Zazakî? Kırdkî yayımlanmış onlarca makalesi vardır. Hali hazırda, Zaza Dili ve Edebiyatında ‘Alfabeler, Dil Tarihi, Modern Zaza Edebiyatı, Yazılı ve Sözlü Edebiyat’ dersleri için hazırladığı ders notlarını okutmaktadır. ‘Wextê Huynayiş’ isimli Zazakî bir çalışması basıma hazır durumdadır.

 

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Kaybolan diller listesinde olan Zazakî/Kırdkî ile ilgili son zamanlarda birçok çalışmalar yapıldı. Bunları kısaca değerlendirebilir misiniz?

Aslında Zaza/Dimililer, tarih boyunca yazın alanında çok mütevazı kalmışlar. Arapça, Farsça ve Kurmancînin ağırlıklı oluşu sebebiyle kendi dilleriyle pek yazma girişiminde bulunmamışlar. Eldeki verilere göre ilk Zazakî yazılı eserler 19. Asrın sonlarında yazılmıştır. Unesco’nun Zazacayla ilgili bu üzücü tespitinden sonra Zazakî alanında bir silkinme olmuştur. 1990’dan bu yana giderek ivme kazanan Zazakî edebiyatta şu an itibarıyla bütün türlerde olmak üzere 300’e yakın eser kaleme alınmıştır. 90’nın üzerinde dergide Zazaca yazılar yazılmıştır ki bunların 10’a yakını tamamen Zazaca yayımlanan dergidir. Çeşitli seminerler, konferanslar, sempozyumlar, bültenler, radyo ve televizyon programıyla bu silkinmeye bir canlılık sunuldu.

 

Tv, Gazete ve Dergi alanlarda yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu çalışmaların Zazaca’nın yaşamasına katkısı nelerdir?

Güneş, ay, yıldızlar, bitkiler, börtü böcekler, insanın kendisi… Bunların hepsi kâinatın yaratıcısı Allah’ın kuvvetini gösteren birer harikulade sanat eseri ayetlerdir. Aynı şekilde dil ve renkler de bu İlahî gücün nazenin birer yansımasıdır. Kur’an-ı Kerim’in sözleri nasıl bir kitap ayetiyse dil ve renk de kâinat kitabının birer hayranlık, takdir, temaşa ve sahiplenme ayetleridir.

Rum Süresi 22. Ayette bu gerçeklik ifade edilmektedir. O halde, birer ayet mesabesinde olan dile -Zazakî- sahip çıkma amaçlı her çalışma kıymetlidir ve bu dili zenginleştirme açısından bir adım ileri götürmek demektir.

Yalnız, dille ilgili çalışmalarda işin içine politik ve taraf beklentisi katan yaklaşımlar sağlıklı değildir. Amaç, dilleri dövüştürmek değil kaynaştırmak, buluşturmak ve yaşatmak olmalıdır. Zazakîyle ilgili genel çalışmaları şu an bu boyutta görüyoruz ve böyle de devam etmesini umuyoruz.

 

Üniversitelerde Kürtçe ve Zazaca ilgili lisans ve yüksek lisans kürsüleri açıldı. Buralarda verilen eğitimler hakkında bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Bir dilin akademik düzeyde, bilimsel alanlarda, üniversite kürsülerinde okutulması o dilin yarınları için canlandırıcı, koruyucu ve yönlendirici bir husustur. Her ne kadar üniversiteler arasında bu çalışmalara yüklenen anlam açısından bir lokal yaklaşım yani bölgesel/ağız düzeyinde bir yaklaşım var ve kendilerini merkez yaklaşım olarak lanse edilmekteyse de herhangi bir dil/edebiyat alanında okutulan ne varsa bu kürsülerde de aynı eğitim ve içerik söz konusudur.

İngiliz, Arap, Fars, Türk Dili ve Edebiyatlarından eğitsel açıdan geri kalır bir yönü bulunmamaktadır. Zazakînin geç bir zamanda yazıya geçirilmiş olmasına bağlı olarak ciddi anlamda materyal eksikliği vardır.

 

Akademik Zazaca ile halk arasında konuşulan Zazaca arasında ne tür farklar gözlemlenmektedir?

Aslında bu soru bütün diller için geçerli bir cevap içermektedir. Bugün dünyada en çok konuşulan iki dil İngilizce ve Arapça için dahi böylesi farklar vardır. Halk konuşması, genelde kelimede rahata kaçan, kısaltan, ekonomik davranan, büken bir yön vardır. Akademik öğretide ise, dilin zorunlu ve geçmişten kendini bir şekilde koruyarak günümüze varan kuralları devreye girdiğinden yazı dilinde daha toparlayıcı, dilin gramatiksel yapısına uygun bir yaklaşım vardır ve bu Zazakî/Kırdkî için de geçerlidir.

Bugün bir İngiliz ‘May neymis Deywid’ derken bunu ‘My name is Dawid’ olarak yazmaktadır. Zazacada da bu kadar olmasa da akademik literatür ve halk literatüründe göze çarpan farklılıklar vardır. Bir de Zazaca için tam uzlaşım olan bir standardize olmaması da ağız farklılıklarını hala ciddi manada yazı diline taşımaktadır.

‘Kê Êl Hus, dew ra ciyer do!’ cümlesi halk ağzından böyle çıkar ve yazılır; ama akademik düzeyde bu cümlenin yazılışı şöyledir:

‘Kêyeyê Elîyê Husên, dewi ra cêri do!’

 

 Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Cumhuriyet tarihinde ilk kez Kürtçe ve Zazaca gibi dillerin öğretilmesi için öğretmen ataması yaptı. Bingöl’e de Zazaca öğretmenleri atandı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında 100 yılı aşan bir inkâr, asimile, yok sayma politikasının bir iflasıdır, bu adımlar. Hükümet, Milli Eğitimin yasal anlamda dil, inanç ve aidiyet ile ilgili adımları tasvip edilmeli ve desteklenmelidir; ama insanî ve İlahî olan haklar, bir minnet edercesine değil, pazarlık aracı yapılarak değil tamamıyla ve geciktirilmeden verilmelidir.

Kâbe/Beytullah etrafında tavaf eden yüzbinler yüzlerce farklı dille Allah’a yöneliyor ve bir arada bulunuyor, bu hiç sorun olmuyorsa aksine kaynaştırıp paylaştırıyorsa aynı coğrafyada yaşayan bizlere dilimize ait tümüyle bir serbestlik, yani anadilde eğitim hakkı verilmelidir.

 

Zazacanın Yaşaması için Zazalara ne tür sorumluluklar düşmektedir?

Bu sorumluluk sadece Zazalara değil, konuyla ilgili sahalarda yer alan herkese aittir. Bir insan eğer saçına, elbisesine, evini, düşüncesine verdiği önemi diline vermiyorsa bu büyük bir handikaptır. Her ağaç meyvesi tadı, rengi ve şekliyle bir isim alıp ve bu haliyle kendini sevdiriyorsa her dil ve renk için de kendini adlandırma ve zenginliğiyle vizyona sokma sorumluluğu vardır. Aslında bilirsek Zazakî, Kurmancî, Soranî, Goranî, Hewremanînin milattan önce 1500’lü yıllara uzanan bir tarihi vardır. Bugün çok az eksiklikler hariç tamamen bilimsel bir nitelik gösteren bu çerçevedeki dillerin yükü hepimizin omuzlarındadır. Her Zaza, şunu slogan ve pratize yapmalıdır:

Zazakî bimusên, bimusnên, binusên! Zazacayı öğrenin, öğrettin ve yazın!

 

Bingöl Üniversitesi’nde Zazaca ile ilgili hangi çalışmalar yapılmaktadır ve bu çalışmaların kamuoyunda karşılığı nedir?

Bu sorunun asıl muhattabı ben değilim, Bingöl Üniversitesi Rektörlüğüdür; ama kurumun bir çalışanı olarak iyi çalışmalar yapıldığını söyleyebiliriz. İkisi Zazaca biri de Kürtçe/Kurmancîye ait sempozyum yapıldı. Hâlihazırda yüksek lisans ve lisans düzeyinde Zaza Dili ve Kürt/Kurmancî Dilinde öğrenciler eğitilmektedir. Bu çalışmaların kamuoyunda karşılığı olumludur diye düşünüyoruz. Zaza Dili öğretmenliğinde bu yıl ataması yapılan üç öğretmenin de üniversitemiz mezunu olması bu çalışmanın ilk semerelerindendir.

 

 

Son olarak Zazaca ile ilgili neler söylemek istersiniz ve Zazalara bir mesajınız var mıdır?

Son olarak sadece Zazalara değil herkese şu dört mesajı iletmek istiyorum:

“Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin çeşitliliği Allah’ın (varlık ve birliğinin) ayetlerindendir…”  (Rum Süresi 22. Ayet meali)

 

“Ey Mü’minler! Sözümü iyi dinleyiniz, iyi anlayınız ve iyi muhafaza ediniz! Muhakkak ki, Rabbiniz birdir. Babalarınız da birdir. Hepiniz Âdemdensiniz, Âdem(as) da topraktandır. Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Allah katında en hayırlınız, Allah’tan en çok korkanınızdır. Arabın Aceme, Acemin de Araba, sarı ırkın siyah ırka, siyah ırkın da sarı ırka üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâ iledir.” (Hadis-i Şerif)

 

“En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde

Düşünüp rüya göreceksin

En azından üç dil

Birisi ana dilin

Elin ayağın kadar senin

Ana sütü gibi tatlı

Ana sütü gibi bedava

Ninniler, masallar da caba” sı… (Bedri Rahmi Eyüpoğlu)

 

“Her vaş kokê xu ser vejiyênu, her teyr zonê xu di venêna!” (Vateyê Verînan)