“Gençliğin Siyasetteki Rolü”

  • Haberin Tarihi: 13 Nisan 2015
  • Bu haber 330 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
“Gençliğin Siyasetteki Rolü”

Kasım Ayında ilk sayısını çıkardığımız ve gündem maddesini çözüm süreci yaptığımız Gündem12 Dergimizin ikinci sayısında ‘Gençliğin Siyasetteki Rolü’nü gündem maddesi olarak belirledik.

GÜNDEM12 DERGİSİ İKİNCİ SAYI

Bu konu değerlendirmesinin özelde Bingöl ve genelde ise Türkiye siyasetine önemli bir katkı sağlamasını ümit ediyoruz.

‘Gençliğin Siyasetteki Rolü’ konusunu neden seçtiğimizi de aktarmakta fayda görüyoruz.

Her partinin gençlik kolları olmasına rağmen gençlerin büyük bir kısmının siyasetten uzak durduklarını görmekteyiz. Gençlerin neden siyasetten uzak olduğunu irdelemek isterken gençlerimizin siyasetin neresinde olduğunu da değerlendirmek istedik.

Memleketimizin her siyasetçisi kendine düşen payı yerine getirdiği takdirde siyaset zemininde gençlerimizin enerji ve fikirlerinden daha fazla faydalanma imkânına kavuşacağına inanıyoruz.

Siyasetin ve ülkenin geleceği için devamlığın yeni isimlerin yetişmesi ile orantılı olduğunu düşünürsek siyasi partilerin temel işlevlerden birisinin siyasetçi yetiştirmek olduğunu söyleyebiliriz. Genç siyasetçi yetiştirmek de siyasi partilerin temsiliyet ve muhalefet gibi görevlerindendir.

Halkın gözünde siyasi gençlik; siyasi oluşumların, etkinliklerinde görev alıp görüntü (bayrak asma, broşür dağıtma, slogan atma) çalışmalarını yürütenler olarak görünmekte ve parti meclislerinde fikirleri pek dikkate alınmayan, toplantılara katılsalar bile çoğunlukla toplantılarda dinleyici konumunda oldukları belirtiliyor.

Gençliğin politik yaşama katılması ya da politika yapması sorunu, genç nüfusun ağırlıkta olduğu bir ülke için sürekli tartışmayı gerektiren bir konudur. “Gençliği kazananın geleceği de kazanacağı” fikri eğitim, sosyal ve siyasal akımlar için kabul gören bir gerçekliktir.

Biz de bu bağlamda gündem maddesi olarak belirlediğimiz “Gençliğin Siyasetteki Rolü” kapsamında Bingöl Gençliği Siyasette hangi aşamada rol almaktadır? Gençler siyasette mevcut durumlarından daha aktif olabilirler mi? Siyasette aktif olmak için gençlik ne yapmalı ve siyasi aktörler gençliğe nasıl yön vermelidirler? Soruları kapsamında; siyaset, hukuk, meslek kuruluşu ve iş çevreleri gibi alanlarda fikirlerini aldığımız değerli şahsiyetlerin değerlendirmelerini sizlerle paylaşıyoruz.

Bu çalışmamamızın hayırlara vesile olmasını diliyor katkı sunanlara teşekkür ediyoruz.

 

CEVDETYILMAZ23KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ

Nüfusumuzun yaklaşık 21,5’ini, 18-30 yaş arasındaki genç nüfusun oluşturduğu ülkemiz AB ülkeleri içinde en genç nüfusa sahip ülke konumundadır. Biyolojik, sosyolojik ve psikolojik boyutları ile değerlendirdiğimizde gençlik, sadece bir yaş dönemi tanımlamasından ibaret değildir. Gençler toplumsallaşma süreci içinde var olan, politik toplumsallaşma süreci içinde politik kimliklerini kazanan, toplumu etkileme gücüne sahip ve aynı zamanda toplumdan etkilenen bireylerdir.

Gençlerin yetişkinlerden farklı kendilerine özgü duruşu, heyecan ve dinamizmi ile toplumsal siyasi olguları değerlendirme yetileri ülkemizin sosyal ve ekonomik yönden kalkınması, demokrasinin kurumsallaşması açısından hayati önemdedir. İleri yaşlardaki yetişkinler var olanı muhafaza etmeye daha meyilli iken gençler geleceğe dönük anlayışları, amatör ruhları, daha iyi yapabilme, ülkeyi yönetmeye talip olma iddiaları ile ülke gündeminin ve politikalarının inşasında ufuk açıcıdır. Gençler yerel, bölgesel, ulusal ve küresel düzeyde karar alma mekanizmalarında nesne olmaktan öte aktif özneler olmalı; talepleri ile politik sisteme girdi sağlarken aynı zamanda kararlar ve eylemlerin belirlenmesinde aktif olmalı, sorgulama, gözetleme işlevleriyle de denetleyici bir rol üstlenmelidirler.

Demokrasi gücünü yurttaşların ekonomik ve sosyal hayata aktif ve sürekli katılımın esas alan bir anlayıştan almaktadır. Bu ilişkinin yaşama geçirilme biçimi toplumsal karar alma süreçlerini de belirlemektedir. AK Parti Hükümetleri olarak her zaman gençleri siyasete katmayı teşvik edici bir politika izledik. Meclisteki ve kabinedeki yüzlerin, bakanların, bakan yardımcılarının giderek gençleşmesi, yerel yönetimlerde genç belediye başkanları ve başkan yardımcılarının görülmesi, il genel ve belediye meclislerindeki genç sayısının artışı bu politikanın somut yansımalarıdır. Gençlik kollarının kendi içerisinde kongrelerini yaparak beldelerden genel merkeze kadar yönetimlerini belirleyebilmesi yenilikçi ve güven esaslı bir yaklaşımın somutlaşmış halidir.

AK Parti gençleri sosyal ve ekonomik kalkınmanın itici gücü olarak görmüş ve siyasete gençlik gözünden bakabilme ve yorumlayabilme iddiasında olmuştur. Seçilme yaşının 30’dan 25’e düşürmüş olmamız da bu konudaki hassasiyetimizi ortaya koymaktadır.

Hızla gelişen iletişim teknolojileri gençlerin daha rahat ve hızlı bir şekilde bilgi edinmelerini, örgütlenmelerini ve seslerini duyurmalarını kolaylaştırırken siyasi toplumsallaşma olanaklarını da arttırmaktadır. Ancak yapılan araştırmalar Türkiye’de gençlerin genelinde siyasi katılım oranlarının düşük olduğunu göstermektedir. Gençlerin özellikle de genç kadınların siyasette ve karar alma mekanizmalarında arka planda ve sayıca yetersiz olması, onların potansiyellerinden yeterince yararlanmamızı ve demokratik süreçlerin tam olarak işlemesini engellemektedir. Bu nedenle gençlerin Kent Konseyleri ve çalışma meclisleri, öğrenci toplulukları ve amatör gruplar, sivil toplum kuruluşları ile gönüllü inisiyatiflere dâhil olmalarını ve toplumsal kültürümüzün bunu besleyici bir şekilde değişimini önemsiyoruz.

Diğer yandan siyasal kurumların demokratik değerleri içselleştirmesi, gençlerin siyasal alanda gerçek anlamda katkılarını sunmaları bakımından önemlidir. Sözkonusu örgütlenmelerde ilişki ve süreçlere katılım ast-üst ilişkisi tarzında, olumlayıcı davranışta bulunma ve oy kullanma davranışından öteye gidebilecek şekilde düzenlenmelidir. Siyasi partilerde ve benzeri örgütlenmelerde gençler; özgürce sorgulayabilmeli, eleştirebilmeli ve kendilerini ifade edebilmelidir.

Siyasi partilerin temel faaliyetlerinden biri de siyasetçi yetiştirmek olmalıdır. Nasıl ki temsiliyet, hükümet olma sorumluluğu, muhalefet yapmak siyasi partilerin temel görevleri ise, siyasetçi yetiştirmek de bu işlevlerden biridir; hatta belki de en önemlilerindendir. Çünkü istikrarlı ve güçlü bir ülke gelecek yeni isimlerin yetişmesi ile sağlanabilir.

Bingöl sürekli gelişme gösteren bir ilimiz. Herşeyden önemlisi Bingölümüzün artık 7 fakültesiyle, sosyal tesisleriyle, spor tesisleriyle, kütüphanesiyle 11 bin öğrenciye ulaşan kapasitesiyle, kampüsüyle, bir Bingöl Üniversitesi var. Bunun yanında Bingöl’de bir Gençlik Merkezi Binası, halı sahalar, 1500 kişilik spor salonu inşa ettik. Solhan ilçemize Gençlik Merkezi kazandırdık. Yine Solhan’da 500 kişi kapasiteli spor salonu inşaatımız devam ediyor. Bingöl’de sentetik yüzeyli atletizm pisti inşaatı devam ediyor. Mevcut kayak pistimize ilave olarak yepyeni gençlerimizin kayak yapabilecekleri, vakit geçirebilecekleri, Dikme Köyü Haserek Mevkiinde Kayak Tesisi inşaatımız, merkezde yarı olimpik kapalı yüzme havuzu inşaatımız devam ediyor. Şehir dışından gelecek gençlerimiz için Yüksek Öğrenim Öğrenci yurtları inşa ettik. Lisanslı sporcu sayılarımızda kulüp sayılarımızda çok büyük artışlar oldu. Callpex ve Asist gibi Firmalarımız Bingöl’e geldiler. Açmış oldukları çağrı merkezlerimizde 600 civarında gencimiz istihdam edildi, bunların dışında pek çok gencimize Bingöl’de ve Solhan ilçemizde katma değer üretebilecekleri, onları sokaklardan, kötü alışkanlıklardan uzak tutacak bilgisayar vb. eğitimleri içeren SODES projeleriyle destekler verdik. Bunların yanında Kalkınma Ajansımızın da gençlerimize yönelik destekleri oldu.

Bizim en büyük sermayemiz, genç nesillerimiz, onları ne kadar iyi yetiştirebilirsek, değerlerle, becerilerle ne kadar çok donatırsak ülkemizi de aslında 2023’e, sonra 2053’e ve 2071’e taşımış olacağız. Gelecek nesiller çok daha donanımlı bir şekilde, çok daha iyi bir şekilde yetişecekler.

Türkiye son 10 yılda yaptığı reformlarla demokraside, şehirleşmede, sağlıkta, eğitimde çok önemli bir noktaya geldi. Bundan sonra da inşallah bu süreç devam edecek. Bir ikinci 10 yıl daha bu atılımımızı yaptığımız zaman gelecek nesilleri çok daha iyi yetiştirmiş olacağız. Ondan sonra emin olun yastığa rahat rahat başımızı koyabiliriz. Yetişmiş bir nesil varsa fiziki şartların hiçbir önemi yok. Hepsini yerle bir etseniz bile bu yetişmiş insan gücünüz iyi organize olup yeniden hepsini inşa edebilirler. Yeter ki iyi yetişmiş bir toplum olalım. Gençlerimizi, çocuklarımızı geleceğe iyi hazırlayalım.

balukenİdris BALUKEN / HDP Bingöl Milletvekili

Türkiye’de gençlik ve siyasal katılım hususu bir yazı ile anlatılmaktan öte belki de ciltler oluşturacak bir içeriğe, tarihselliğe, siyasal bakış tartışmasına sebep olacak kadar kapsamlıdır. Biz burada birkaç can alıcı noktaya değinerek Türkiye’de gençlik ve siyaset ile Bingöl ilimizde gençliğin siyasete katılımını tartışacağız.

Türkiye’de gençlerin siyaset arenasına girmesi sorunu esasında tersten bakarsak siyaset kurumunun gençliğe yönelik sorunu olarak görülebilir. Şöyle ki, Türkiye’de gittikçe azalan oranlarda olsa bile tüm nüfusun içinde 2013 yılına göre genç nüfus oranı yüzde 16 civarındadır. 13 milyona yakın nüfusun genç olduğu bir ülkede gençlerin siyaset tarafından nasıl algılandığına baktığımızda esaslı bir sorunla karşı karşıya geliriz. Siyasi Partiler üzerinden gittiğimizde, iktidarı ve muhalefeti ile tüm sistem partileri kurumsal örgütlenmeleri içerisinde gençliği bir kol olarak ele almakta; partimiz HDP ise gençliğin özerk bir örgütlenme modeli olarak Gençlik Meclisi şeklinde örgütlenmektedir. Biyo-politika çağında, biyolojik açıdan baktığımızda, tüm sistem partileri beyin, siyaset kurumu yöneticileri tarafından yönlendirilen bir fonksiyona sahip iken, gençlik bir ‘kol’ olarak beynin talimatları doğrultusunda hareket eden bir yapı olarak görülmektedir. İşte Türkiye’de gençliğin siyasal katılımının önündeki en büyük engel gençliği bir özne olarak değil nesne olarak gören bu zihinsel egzersizin kendisidir. Oysa gençlerin siyasete katılımı özerk ve özgür bir şekilde ele alınmalı, bir siyasi partinin diğer tüm organları kadar söz hakkına sahip bir gençlik örgütlenmesi ve karar alma etkisi olmalıdır. Bizlerin HDP’de gençlerin siyasal katılımını arttırmak ve yoğunlaştırmak üzere ele aldığımız model olan Gençlik Meclisi modeli bu örgütlenme ve karar alma esaslarına göre belirlenmektedir. Nitekim gençliğin kazanılması gibi üstten bir bakış açısı yerine, gençlerin dinamizm, ahlak ve daha iyiye yönelik çabalarının bugün siyaset kurumunu kazanması gerektiğine inanıyoruz. Böylesi bir sonucun gerçekleşmesi siyaset kurumunun ve toplumun özgürleşmesidir.

Gençliğin zihinsel egzersiz engelini aşmasının önünde jerontokrasi denilen yaşlılar yönetimi de büyük bir sorun olarak durmaktadır. Tarihsel ve kültürel birikimi kendi hegemonyasında büyütmüş olan jerontokrasinin toplumu siyaset aracılığı ile yönetme imtiyazını tehdit eden şey, gençlerin siyasal karar alma süreçlerine aktif katılımıdır. Jerontokrasi böyle bir tehdit karşısında gençliğe bazen açıktan bazen de örtük olarak karşı durmaktadır. Gençler üzerine çeşitli tartışmalarda ‘şöyle gençlik istiyoruz, böyle gençlik istiyoruz’ diyen siyasetçilere karşı gençler temkinli olmalıdır. Gençliği biçimlendirmek isteyen bu anlayış, aslında jerontokrattır; çünkü bir yandan gençliğin bilgisizliğini, budanmasını kendince ön kabul olarak almış, diğer yandan bilinçaltında gençliği kendi iktidarı için bir tehlike olarak görmüştür.

Bugün gençliğin siyasal yaşama katılımı için gençlerin siyaset kurumuna yüzünü dönmesi tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi yaratabilir. Bu tek taraflı bağımlılık ilişkisi kurulduğu anda gençlere siyaset kurumu tarafından dayatılan yoksulluk, işsizlik, mesleki eğitim yetersizliği önemli sorunlar olarak öne çıkar. Aslında işsizlik ve yoksullukla mücadele etmesi gereken iktidarlar, bu sorunlar aracılığı ile gençliğin siyasal katılımını da engellemiş olurlar. Yani hem aç kalan, hem işsiz kalan hem de siyasal katılım noktasında zayıflığa düşen bir gençlik, tam da iktidarın dümen suyunun yolunda olması demektir. Gençlerde işsizlik oranının çift hanelere ulaştığı, üniversite okuyan gençlerin işsiz kaldıkları ülkemizde, gençlerin siyasal yaşama katılımı büyük oranda engellenmiş olmaktadır. Dolayısıyla burada bir makro politika geliştirilerek gençlerin ekonomi-politik durumlarının bir bütün halinde ele alınması gerekmektedir. Yani gençlerin iş yaşamına katılması, istihdam alanlarının açılması ve gençlerin üniversitede gördükleri eğitim alanlarında istihdam edilmesi, gençlerin siyasal yaşama katılımını oldukça fazla arttıracaktır.

Siyaset kurumunun anlayış problemleri, jerontokrasinin tarihsel rolü, işsizlik-yoksulluk ve istihdam sorunları gençlerin siyasal yaşama katılımı için oldukça önemli sorunlardır. Başta da belirttiğimiz gibi tüm bu sorun başlıklarının her biri üzerine cilt cilt kitap yazılabilir. Nitekim gençlerin önündeki bu engeller Bingöl ilimiz için de geçerlidir.

Bingöl ilimizde siyaset kurumu bir yanıyla belirli bir grup maddi durumu iyi olan elitin, devletle sıkı bağları olan baronların etkisi altındadır. Gençliğin kentimiz içerisinde siyasal yaşama katılımın artması için elzem olan, bu elitlerin ve baronların oyununu bozmaktır. Böylesi bir oyun bozma hem gençliği hem de toplumu ileriye doğru adım attıracaktır.

Bingöl ilimizde gençlerin çoğunlukla eğitimlerini tamamlayamayacak kadar maddi açıdan zayıf oldukları bilinmektedir. Kentimizin genel yoksul hali, en çok da gençlerimizi etkilemektedir. Silikozis hastalığı, inşaatlarda iş kazaları Bingöllü gençlerin kaderi değildir. Siyaset kurumunun nimetlerinden faydalanan dar bir grubun bal-kaymak yaşamlarına karşın gençlerimizin kendi gerçekliklerini bilmesi ve yoksulluğun, işsizliğin bir kader olmadığını kabul etmesi ilimizde gençlerin siyasal yaşama katılımının zeminini oluşturacaktır.

Parti olarak halkın kendi kendini yönetim sürecinde Gençliğin özerk örgütlenme, etkin katılım ilkesinin hayata geçirilmesini temel ilke olarak ediniyoruz. Çünkü ideolojik olarak ahlaki-politik toplumun oluşum sürecinde özgür bireyin karar alma süreci ve yönetime katılmasını hayati bir nitelikte görüyoruz. Bu yönüyle ahlaki ve politik toplumun oluşması ve özgür bireyin yaşamsallaşması gençlik önündeki bugün devasa görünen sorunların çözümünü getirecektir. İşsizlik, istihdam, sosyal gelişme, demokrasi kültürünün yerleşmesi gibi toplumsal sorunlar, özerk örgütlenmiş gençliğin çözüme uğratacağı sorunlardır. Böylesi bir gençlik ve topluma ulaşmak için gerekli olan ilk adım ‘kol’ anlayışından, biçimlendirme çabalarından, jerontokrasi tuzaklarından uzak durmak olmalıdır.

Türkiye’de iktidar partisi ile birlikte gelir dağılımında adaletsizlik derinleşmiştir. Zengin daha fazla zenginleşmiş, yoksul daha fazla yoksullaşmıştır. Böylesi bir adaletsizlik ortamında, siyaset kurumundaki bireylerin babadan oğula geçme yöntemine savrulacağı tehlikesi ile karşı karşıyayız. Siyasetin kaynağını zenginlikten alan, babadan oğula geçen bir araç haline dönüşmemesi için bugün, dün olduğundan daha fazla mücadele etmemiz gerekir.

 

Savaş SekinSAVAŞ SEKİN / AVUKAT

Siyasetin yapılış tarzı, toplumun siyasete yüklediği anlam ve siyasi aktörlerin tayininde belirleyici olan ölçütler, gençleri siyasetin uzağına itmiş ve siyaseti, ideallerini gerçekleştirebilecekleri bir zemin olmaktan uzak göstermiştir.

Gençlerin siyasette kendilerine yer bulabilmeleri ve siyaseti fikri ve kalbi bir girişim ve etkinlik sahası olarak algılayabilmeleri için siyaset kurumunun kendi içerisindeki kabukları ve ipotekleri kırarak gençler için ilgi çekici bir çekim alanı oluşturması gereklidir.

Konuyu Bingöl ölçeğinde düşündüğümüzde gerek siyasi aktörlerden, gerekse yereldeki yerleşik siyasi anlayıştan kaynaklanan bir takım alışkanlık ve anlayışların gençleri siyasetten daha da uzak tuttuğunu söyleyebiliriz.

Bingöl’de siyasetin değişik kademelerinde rol alabilmenin ölçütü ekonomik durum, popülarite, bir takım çıkar dengeleri v.s olduğu sürece gençlerin işi daha da zorlaşacak, daha doğrusu zor kalmaya devam edecektir.

Tabi burada gençlere de büyük görev ve sorumlulukların düştüğü gerçeğini kabul etmek lazım. Siyasette yer almak isteyen bir gençlik evvela siyasetten murad olunan şeyin ne olduğunun ve siyasetin neye hizmet etmesi gerektiğinin farkında olmalıdır.

Halis bir gaye, sağlam bir ahlak ve bir fikri birikim v.s siyasetle yol yürümeyi düşünen gençler için şart olan vasıflardır. Gençler siyasete girişlerinin önündeki tabuları yıkmak istiyorlarsa, mevcut siyasi irade ve oluşumları, sahip oldukları bu vasıflarıyla değişime zorlamalı ve bu yönde önemli bir kamuoyu baskısını da arkalarına almalıdırlar.

İmkânsızlıktan şikâyet etmekten öte, imkân üretmek için cehd göstermek gerekir. Tabi aynı cehdi göstermek, gençlere girebilecekleri siyasi bir ortam ve imkân üretmek durumunda olan mevcut siyasi yapılanmanın da bir görevidir. Gençlerin heyecanından ve enerjisinden istifade etmek onlar için bulunmaz bir imkân ve kolaylıktır.

Netice olarak, siyasette aktif bir rol üstlenmiş gençlik, mevcut siyasi iradenin ve toplumsal siyaset anlayışının kendi üzerine düşen değişimi ortaya koyması, gençliğin ise bu yolda sahip olunması gereken vasıf ve ahlaki donanıma sahip olmasıyla beraber mümkün ve kalıcı olabilecektir.

 

FATİH ÇİÇEKFatih ÇİÇEK / Sosyoloji/Siyaset Bilimi Çalışmacısı

“En az 3-5 çocuk” sloganıyla yoksulluk hücresinde mahkum edilecek gençlerin siyasal geleceği.

Ekranda izliyorum….

Koca gövdeli unvanıyla sayın Prof. yaşlı siyasetçilerimizin slogan haline getirdiği  “genç ve milli bir neslin gerekliliği için en ez 3-5 çocuk yapmalıyız” tezini hararetli bir şekilde savunuyordu.

Programın son demlerinde kendisinin neden 9 çocuklu bir ailenin 2 çocuk babası olduğunu izah edemeden lafı ağzında geveleyerek ekranın ön yüzünden kayboluyordu.

Evet, gençliğin siyasette rol almasını konuşalım ki elbette ki bu elzem bir problemimizi teşkil ediyor. Ama öncelikle yoksulluk zindanlarından mahkûm edilmiş gençlerin nasıl bu zindanlardan çıkaracağımızı konuşmalıyız ki özgürleşen gençlerin siyasal rol üstlenmeleri bir anlam ifade edebilsin.

Gençlere iradelerini özgürce ortaya koyabilecekleri siyasal bir perspektif sunmadan mevcut siyasal yapılanma içerisine rol almaları gençlere nasıl bir katkı sağlayabilir ki?

Aylık asgari yaşam maliyeti olan temel ekonomik ihtiyaçları bakımında büyüklerine bağlı olan gençlerin siyasal süreçte rol almış olmaları sembolik anlamdan öteye geçmeyen bir yanılsamadan başka bir şey olduğu gayet açık değil mi?

Onlara çocuksuz veya sayısını kendi karar verebileceği çocuklu bir aile bile olmayı seçmenin özgürlüğünü sunmamışken gençlerden umut dolu bir rol üstelenmelerini istemek samimiyetimizin ölçüsünü göstermiyor mu?

Yoksulların zenginleşip mahallenize taşındıkça gökdelenlerinizde çalışacak ara eleman bulma korkusunu değil mi 3-5 çocuklu sloganın etrafında kümelenmeniz?

Bunun yanında açıkça ifade edemediğiniz safkan soydaşlarımızın azalma korkusu değil mi?

Bunun yanında daha çocukluğunu yaşamadan evlendirilen genç kızların siyasette rol üstlenmeleri ne kadar gerçekçi olabilir ki daha geçen günlerde Qasman köyünde henüz 16 yaşına gelmemiş genç kızın nişan haberi tazeliğini koruyorken.

Yoksulluğun girdabına sıkışmış ve bu nedenle kendini gerçekleştirmeyen bir gençliğin siyasette yer almasını anlamsız bulduğumu söylersem haksızlık mı yapmış olurum?

Anlamsız olmasının ötesinde karşılığı olmayan bir slogan değil midir sizce?

Bu anlamda bize rol model olarak sunulan ekran yüzleri olan birkaç gencin dışında (ki onlar dahil) karar verici mekanizmada kaç tane genci görebiliyorsunuz?

Siyasal partilerdeki yaşlı başkanlarının belirlediği gençlik kolları gibi bir saçmalık bizatihi bunun göstergesi değil midir?

Sorulan sorunuza cevap vermediğimin farkındayım ama öncelikle ruhu ve bedeni özgürleşmiş, yaşlıların kendileri için çizmiş oldukları yalan üzerine kurgulanmış bu siyasal perspektife itiraz edebilen gençlik yaratmadan gençlerin siyasete rol almalarını konuşmak havanda su dövmekten başka bir şey değil midir?

Yoksa gerisi beyhudu bir ütopya adına atılan slogandan başka bir şey olamaz.

 

 yunus fırat aydın1Yunus Fırat AYDIN / Mimar

Biz Gençlerin siyasette başarılı olması için öncelikle siyaseti iyi anlamamız gerekir. Siyasete yanlış manalar yükleyip farklı beklentilerle siyasete atılan çağdaşlarımız maalesef beklentileri yerine gelmeyince tez yorulup, terk-i siyaset eyliyorlar.

Siyaset bence; karanlığa küfretmektense bir mum yakmaktır. Karanlığın karşısında yanan mum ise siyasetçinin ta kendisidir. Dolayısıyla yola çıkan siyasetçi toplumun menfaati için önce kendini feda etmeyi göze alabilmeli ve istikrar ile basamakları yavaş yavaş çıkmalıdır. Unutmamalıyız ki; ‘taşı delen suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir’.

Siyasette birçok altın kural var bunlardan bir tanesi de hemşehriciliğin her zaman geçer akçe olmasıdır. Dolayısıyla siyasetçinin hemşehri bağı çok kuvvetli olmalıdır.  Burada sakın liyakat sahibi olmayan insanların sadece hemşehri olduğu için körü körüne desteklenmesi gerektiği anlaşılmasın. İdeal olan her zaman liyakatin esas alınması ve liyakat sahibi olan genç hemşehrilerim birbirine destek olarak uzun bir yol arkadaşlığı yapmasıdır.

Diğer bir husus ise; günü birlik kısır siyasi çekişmelerin ve ayak oyunlarının içinde yer almanın biz gençleri farklı kılmayacağı ve şikayet ettiğimiz siyasilerin birer küçük kopyası olmaktan öteye götürmeyeceği gerçeğidir. Genç siyasetçi pragmatist değil idealisttir ve ideallerinden reel politik uğruna asla taviz vermez vermemelidir. Tabi haddim olmayarak siyasete atılmak isteyen genç arkadaşlarıma son bir tavsiyem var. O da siyasette hitabetin çok önemli bir enstrüman olmasıdır. Genç siyasetçilerin kendilerini kürsüye çok iyi hazırlaması ve bol bol okuyarak düşünce iklimlerinde yoğurdukları fikirlerini topluluklar karşısında çok net ve etkileyici bir şekilde ifade edebilmeleri gerekmektedir. Bunun en güzel örneklerinden birisi sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

Son olarak Peygamber Efendimiz (SAV) buyurduğu gibi; “İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır.” ve siyaset amaç değil Hadis-i şerifte buyrulan hayırlı insan için en güzel araçtır.

 

cİHAT yILDIRIMCihat  YILDIRIM /Mali Müşavir

DBP Bingöl Belediyesi Meclis Üyesi ve Grup Sözcüsü

Öncelikle yakın tarihe bir göz atmanın faydalı olacağını düşünüyorum. Türkiye’nin anayasal gelişimi ve bu evrelerde, özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğü veya üstünlerin hukukunun ne derece uygulandığının incelenmesi gerekmektedir.

1960’lar, gençliğin siyasal yaşamda en belirleyici olduğu dönemdir. O dönemlerde yeni anayasa sonucu, görece özgürlükçü bir siyasal atmosfer vardı.  Bu atmosfer, gençlik hareketlerinin ve değişim dönüşüm taleplerinin gelişmesini ve bu taleplerin, özellikle, öğrenci ve sendikal örgütlenmelerle alanlarda eylemlere dönüşmesi ve devrimsel rejim değişikliği teşebbüslerine kadar kendini göstermiştir. Bu durum da Türkiye’ de özgürlük, hak-hukuk ve eşitlik temelli siyasal bir geleneğin gelişmesine yardımcı olmuştur.

Bu dönem tabii ki geleneksel baskıcı ve militarist devlet düzeninin ” tahammül” edemeyeceği seviyelere ulaşınca, maalesef hepimizin çok iyi bildiği müdahaleler ve akabinde verilen idam ve hapis cezaları ile bastırılmaya ve genç jenerasyon üzerinden toplumu yeniden dizayn etme faaliyetlerinin ta günümüze kadar uzandığı siyasal bir düzene geçilmiştir.

Ancak 70’lerden sonra çoğunluğu gençlerden oluşan Kürt siyasal hareketleri, Kürt kimliği üzerinde uygulanmaya çalışılan yok sayma asimile ve entegrasyon politikalarına karşı başlattığı haklı mücadele günümüze kadar başarılı bir şekilde gelmiştir. Günümüzde siyasal hareketimiz  içerisindeki genç dinamiğin öncü rol alması ve karar alma süreçlerinin merkezinde bulunması bu geleneğin ürünüdür.

Bingöl özelinden baktığımızda, tüm Türkiye’de, düzen partilerinde gördüğümüz durum, gençliğin tehlikeli görüldüğü ve bu bakış açısından dolayı “Gençlik Kolları” adı altında dışlanmadan ama pasif bir pozisyonda tutuldukları görülmektedir. Siyasal partilerin çoğunda gençlik, yaşlı kadrolar tarafından baskı altında tutulmaktadır. Bir nevi gençlerin niceliksel durumlarından fayda sağlama geleneği hakim olmuştur. Bu da Türkiye siyasetinin değişime kapalı bir döngü içerisinde statükocu bir tarzda sürdürülmesine sebep olmaktadır. Bu gerçeklik siyasi parti liderlerinin yaş ortalamasında kendisini bulmaktadır.

 

Yunus BoztimurYunus BOZTİMUR

Bingöl Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı

Gençliğin politikayı etkileme çabalarının en kapsamlı örneği 1968’de Fransa’da başlayan geniş katılımlı öğrenci hareketleridir. İşçilerinde desteğini alarak De Gaulle iktidarına karşı Sorbonne Üniversite’nde başlayan öğrenci hareketi, gençliğin politikaya katılımı, siyaseti etkileme ve yön verme çabasının ilk örneklerinden biridir. Aynı dönemde dünyanın birçok yerinde özellikle üniversitelerde baş gösteren öğrenci hareketleri, Türkiye’de de ağırlıklı olarak sağ ve sol-sosyalist orijinli gençliğin öncülüğünde kendini göstermiştir. 1965’ten sonra Türkiye’de iyice olgunlaşan gençlik hareketinin yarattığı tedirginlik Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamıyla sonuçlanmış ve bir darbeler silsilesiyle 2000’li yıllara kadar bunun etkileri devam etmiştir.

Türkiye’de 1960-70’lerdeki tecrübenin ardından gençliğin enerjisinden ürkerek militarist ve baskıcı uygulamalarla gençlere politikada fazla alan açmayan iktidarlar, sokak hareketlerini ve şiddeti besleyen ana aktörler olmuştur. Nitekim bölgemizde yaklaşık 30 yıldır büyük acıların yaşandığı Kürt meselesinde de devlet aygıtının ve iktidarların çözümsüzlükte ısrarının sonucu olarak binlerce gencin hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Bölgedeki çatışmalı dönemin yarattığı ruhsal travmaların yanı sıra gençliğin maruz kaldığı sosyo-ekonomik çıkmazlarda ruhsal travmalara ve intiharlara neden olmaktadır. Özellikle Bingöl’de son yıllarda artan intihar vakalarının çoğunluğu gençlerden meydana gelmektedir. Bu denli bir gelecek kaygısı taşıyarak intihara yönelen gençliğin politikaya ne şekilde katkı sağlayacağı tartışılır. Birçoğu zorunlu göç sonucu toprağından koparılıp yerleştikleri kentlerde marjinal sektörlerin ucuz iş gücünü oluşturan gençlerin siyasette ideal düzeyde aktif katılım sağlamaları mümkün değil. Genç nüfusun erken yaşta ekonomik sorunlarla terbiye edilmesi ve enerjisini bu yönde harcamalarına mecbur bırakılmaları onların araştıran, sorgulayan ve karşı çıkan yönlerini örselemektedir. Bu yönlü şekillendirilen bir gençlik kendine yabancılaşarak toplumsal kimliğini de oluşturamaz. Genç nüfusun ekonomik nedenlerden dolayı politik ve sosyal açlığını gidermesine engel teşkil edilmesi ve antidemokratik uygulamalarla bariyerler inşa edilmesi istenir sosyal kimliklerinin oluşmasını ortadan kaldırır. Yine Türkiye gerçeğinde siyaset kurumunun ekonomik çıkar aracı olarak görülmesi gençlerin politikaya olan yaklaşımını bu miras üzerinden büyüme zorluyor. Özellikle ailenin muhaliflik, muhalefet ve karşı durmanın yaratacağı ‘olumsuz’ etkileri ön planda tutarak güçlü ve kudretli olana yakın durma telkinleri gençliğin politik bir kimlik krizi yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu da beraberinde birçok sorunu getirmektedir. Burada aileden başlayan ve toplumsal olarak güçlü olana boyun eğme, zayıf kalma, nemalanma ve hoş görme telkinleri bireyin gerçek kimliğini açığa çıkarmasını engelleyerek çelişkiler yaşamasına neden olmaktadır. Zulme karşı durmanın ve ezilenden yana olmanın doğruluğu anlatıldıkça ve bunun başlayacağı yer aile oldukça toplumsal sorunların çok daha rahat aşılacağı görülecektir. On yıllardır Kürt meselesi gibi can yakan bir meselenin toplumsal manada tam anlamıyla sahip çıkılmamasının temel nedenlerinden biri de budur.  Son olarak dışlamayan, ötekileştirmeyen, aynılaştırmayan, preslemeyen ve yok saymayan bir jenerasyon istiyorsak halkların kardeşliği ve birlikte yaşamanın önemi temel önceliğimiz olmalıdır. Gençlerin de siyasetin bu yüzüyle politikaya yön vermelerinin daha doğru olacağını düşünüyorum.

 

AYHANAyhan ERKMEN / ESNAF

Gençlik dönemi hareketliliğin, kendini kanıtlamanın ve faklı olduğunu hissettirmenin belirginleştiği dönemdir. Dikkat edildiğinde bütün toplumsal hareketler kendi fikirlerinin ve ideolojilerinin sunumunu gençler üzerinden yaparlar. En iyi müşteri kalabalığını bu ortamlarda görürler ve çoğunlukla bu ortamlar üzerinde vücut bulup vizyonunu oluştururlar. Çünkü gençlik bir hareketin yarınlarıdır. Gençliği olmayan bir hareketin yarınları yoktur ve yarınlarının yok oluş evresine gireceği kuvvetle muhtemeldir. Geçmişte özellikle siyasi iktidar serüvenini yaşayan partilere baktığımızda bahsettiğimiz unsur gözardı edilemeyecek derecede öneme haiz bir meseledir. Nitekim iki cihan güneşi Efendimiz (s.a.s) ‘da gençlerin destek ve yardımını şöyle belirtmiştir. “Ben gençlerle yardım olundum’’. “Gençler bana yanaştı’’.  Bu iki hadis şerif konunu ehemmiyetini açıklar niteliktedir. Genel olarak bazı hatlar çizmek gerekirse şunları paylaşmamızda faydalar olduğunu belirtmemiz gerekir. Gençler mutlaka siyasete yapışmalı, bir tarafından tutmalı hatta içinde, ortasında olmalıdır. Yetenekli olan ya da yeteneği olan genci alanı konusunda uzmanlaştırmak için tecrübeli ve mahir eller gençleri göz ardı edilmemeli, tezgah altına itilmemeli, kenarda veya tribünde bekletilmemeli, mutlaka ama mutlaka işletilmeli ve parlatılmalıdır. Sorumluluk vererek iş yapabilirliği geliştirilmeli ve önünü açacak hamleler yapılmalıdır. Gerçek şu ki; gençlik samimiyet duygularının en fazla yaşandığı dönemdir. Tecrübe de samimiyete el uzatıp yardımcı olduğunda gençlikten en verimli semere alınır. Gençliğin etkin ve verimli kullanılması için mutlaka bilgisine başvurulmalı, görüşü alınmalı ve toplu istişarelerde de hazır bulunmalıdır. Özellikle sorumluluk verilmeli, verildiğinde de denetlenmeli, denetlendiği hissettirilmelidir. İçinde bulunduğu yapıya karşı sorumluluk ve ödevleri olduğunu bilmeli, işlemleri ölçüsünde hesap vereceği idrakinde olmalıdır. Hesap verilebilirlik ve denetim gençliğin kontrol mekanizması ve emniyet kemeridir. Gençlik günümüzdeki siyasetin sorunlu yönlerine, tıkanan yöntem, faaliyet ve icraatlarına çözüm bulmalıdır. Kemikleşip, kangrenleşen hastalığa çare bulmalıdır. Muhalifim -ne yaparsa yanlıştır- anlayışında olmamalı, içinde bulunduğum siyasi harekette “ne yaparsa doğrudur” anlayışında da olmamalıdır. Doğruya doğru yanlışa yanlış diyebilmelidir. İçinde bulunduğu harekette mutassıp olmamalıdır. İlkeli, adil ve hakkaniyetli olmalıdır. Menfaat ve çıkar odaklı hareketlerden kaçınıp toplumsal hizmete dair planlar yapmalıdır. Bu dünyada ektiklerinin ahirette karşına çıkacağını bilmeli ve öyle hareket etmelidir. Can, mal, akıl, inanç ve nesil emniyeti için çabalamalı ve çalışmasını bu beş maddeye göre şekillendirmelidir. Umarız gençlerimiz daha iyi yarınlar için çalışır ve kardeşlik çıtasını daha yükseklere taşımak için gayret sarf ederler.

 

 

 

Anahtar Kelime:

Yorum Kapalıdır.