KARAGÖZ, SÜTBİR’İ ANLATTI

  • Haberin Tarihi: 11 Mayıs 2015
  • Bu haber 76 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
KARAGÖZ, SÜTBİR’İ ANLATTI

HEDEFİM, SÜTBİR MARKASINI TÜRKİYE’NİN EN İYİ MARKALARI ARASINA SOKMAKTIR

GÜNDEM12 DERGİSİ ÜÇÜNCÜ SAYI

Küçük bir elektrik tesisat malzemeleri satan dükkandan ilçenin en büyük yapı malzemeleri satışı yapan ve bayisi olduğu firmalar ile bölgede ticaret yapan Mehmet Agit Karagöz, girişimleri sonucu ilçeye kazandırdığı Süt İşleme Merkezi ile büyümeye devam ediyor.

Bölgede pazar oluşturan ve oluşturdukları Sütbir markası yatırımı gerçekleştiren Karagöz, en büyük hedefinin; SÜTBİR markasını Türkiye’nin en iyi markaları arasına sokmak olduğunu söylüyor.

Küçük bir elektrik tesisat malzemeleri satan dükkanından bölgeye hitap eden ve hedefinde ülkede sayılı markalar arasına girmek olduğunu söyleyen Sütbir Firması sahibi Mehmet Agit Karagöz, ile bir sohbetimiz oldu.

İşte Karagöz’ün hangi aşamalardan geçerek bugünlere geldiğini anlattığı sohbetimiz…

İş dünyasına ne zaman ve nasıl girdiniz? İşletmenin kuruluşunu anlatır mısınız?

1996 yılında üniversiteden mezun olduğumda hedefim 5 yıl eğitimini gördüğüm motor bölümü ile ilgili bir meslek grubunda çalışmak veya Bingöl sanayi sitesin de bir markanın servisini oluşturarak hizmet vermekti ama her zaman evdeki hesap çarşıya uymuyor maalesef… Babamın memurluk mesleği yanında geçmişten gelen canlı hayvan ticareti vardı. O dönem hayvancılık sektörü Gaziantep merkezli, Kuveyt devletine ihracat yapılarak yürütülüyordu. Kuveyt ihracatının durmasıyla tüccarların çoğu iflas etti. Babam da bu durumdan etkilenmişti. Bundan dolayı benim uzun vadede gelir getiren girişimlerim hayal olmuştu. Benim böyle bir durumda devlet kapısından başka alternatifim yok gibiydi makinist olarak 2000 kişi içinde 27’nci sırada kazandım. İstihkâm astsubaylık sınavını renk körlüğü oluşumdan dolayı nasip olmadı. Tabiî ki aklımdan bile geçirmediğim perakende sektörü hele inşaat malzemesi satıcılığı belki de en son düşüneceğim işti. 1994’te küçükbaş hayvanlarımızı satarak Teknik Lise, iş makineleri mezunu olan ağabeyime küçük bir elektrik malzeme dükkânını açmıştık. Yaz tatilinde hem evdeki hem de tarladaki işleri yapıyordum, boş kaldığımda dükkânda ağabeyime yardım ediyordum. Okuldan mezun olduktan sonra babamın canlı hayvan ticaretinin kötüye gitmesi ve ağabeyimin Arakonak Beldemizde ticaret yerine Belediyede su işlerinden sorumlu işçi olarak işe başlaması sonucu dükkânın iş yükü boynuma kaldı. Ticarette yeni olmamdan dolayı bu durum hayli zora sokmuştu beni…

Dükkânımız borçluydu, alacak çok az, verecek çok fazla… Bunun düzelmesi için daha fazla müşteri, daha fazla satış ve daha fazla kazançtan geçiyordu. Bismillah dedim 1997’de tam gaz başladım ve kısa sürede müşteri potansiyeli arttı. Solhan ilçemize inşaat sektörünün tüm yeniliklerini sunmaktan büyük zevk alıyordum.  Satın alma, satış, muhasebe hepsine biz yetişiyorduk, biz koşuşturuyorduk. Dönemsel işçi çalıştırdığımız da oluyordu. Yeğenlerim okuldan sonra destek olup hem okul harçlıkları çıkıyordu hem de ticareti öğreniyorlardı. Ticareti doğruluk üzerinde yaptığımı gören toptancı ve fabrika satış temsilcileri koşulsuz mal veriyorlardı. Sat öyle paramızı ver dedikleri için ben de mahcup olmamak için daha çok çalışıyordum. Gece yarılarına kadar hesap kitap işleri sürüyordu. Kazandığımız için hiçbir sorundan dolayı sıkılmıyordum. Ticaretim küçük bir dükkâna sığmıyordu büyük bir depo ve yeni geniş bir işyeri, müşteriye malzeme taşımak için kamyonet isteğim vardı çok şükür hepsi de oldu. Bulunduğum dükkânın yüzde 50 mülkiyet hissesini almıştım, benzer yatırım fırsatlarını da değerlendiriyordum. Tabiî ki bunları yaparken işimin altyapısına yatırım düşüncesiyle yapıyordum. Doğu ve Güneydoğu’da filli boyanın ilçe bazında fabrikanın tek bayisiydik. Herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştım. Bingöl esnafına, şantiyelerine, Muş, Varto ve Yaygın beldesine alt bayiliklerimi oluşturdum. Boyada cirom Bingöl’deki tüm bayi satışlarından daha fazlaydı. Bu bana gurur veriyordu. Çalışırken bir taraftan işletme bölümünü açıktan okudum bu bana hem askerlik avantajı sağladı hem de işimi daha iyi ve düzgün yapmamı sağladı. O dönemde yıllık enflasyon çok yüksekti bazen yılsonu devir ve sayımlarını yaptığımda tek yenemediğim enflasyondu. O kadar satıştan sonra yılsonunda depo boş ve alacak vereceği anca karşılıyordu. Kendi kendime soruyordum bu sermaye nerde? Meğer enflasyon canavarı yutuyormuş… Tabi boynumuzu bükmekten başka çaremiz yoktu. Memleketin ekonomisinin çok yavaş ve kıt olması veresiye olayını öne çıkmasını sağlıyordu. Bu şartlarda ayakta durmak bile başarıydı.

İlk kuruluşta ve uzun süre inşaat sektöründe yaptığınız çalışmalar süreci ve daha sonra Sütbir işletmesine nasıl karar verdiniz?

Bu çok güzel bir soru… Ticaret; güzel, dürüst yapıldıkça en önemlisi müşterine karşı dürüst olmak çok önemlidir. Bu güveni vermek, verilen bu güven odağında kalmayı başarmak ticaret sürecinin başka bir işleyişe yol açabilir. Yoksa kendi kendinize dersiniz -mevcut işi ne ettim de yeni bir girişimde bulunayım –  bu çok önemli. Benim küçüklükten beri hep bir şey üretmek veya sanayiye kazandırmak hayalimdi. Her yıl bir dalı araştırıyordum. Yaptığım ön araştırmalarda bazen ekonomik yetersizlik bazen de hammadde uzaklığı veya pazar darlığı sıkıntısı ile karşılaşıyor ve vazgeçmek zorunda kalıyordum. İnşaat mağazamızda ilerleyen zamanda otomotiv teknikeri Abdulmelik kardeşimin işyerinde, diğer kardeşim Ahmet’in ise sahadaki işler için yetişmiş olmaları iş yükümü hafifletmişti artık farklı bir işe rahatlıkla girebilirdim.  2010’da Bingöl DAP projesine eklenince bir çiftlik kurup hem atıl olan arazilerimizin tarıma kazandırılması hem de kırsal mantıkta yaptığımız ev hayvancılığını işletme oluşumuna dönüştürmek için projem hazırdı. 1. Sırada 65 büyükbaş ile güzel bir çiftlik yapacaktık. Türkiye’de hayvancılığın bazı işletmelerin tekeline girmesi hükümetin ithal hayvan kotalarının düşürülmesine sevk etti. Bu da iç piyasa dengesini alt-üst etmişti. Bunlar oluşmadan ben çiftlik işinden vazgeçtim. Pes etmiyordum… O yıl bir şeyler yapacaktım, et kesim merkezi için araştırma yaptım. Bu da gelişmemiş ve tüketimin az olduğu piyasaya değmiyordu. Babamın da bu konuda uyarılarını dikkate alarak vazgeçtim. Geriye süt işlemesi işi kalmıştı. Projemi hazırladım. 3000 Lt/saat kapasiteli bir proje hazırladım ve kırsal kalkınmaya sundum, projem kabul olmuştu. Tabiî ki şimdiye kadar iş kâğıt üzerindeydi. Uygulama aşamasının daha da zor olacağını biliyordum. Bir ay gibi bir sürede yer sorununu pahalı da olsa çözdük. Makine alım süreci çok ama çok zordu. Çünkü Doğu ve Güneydoğuyu makine çöplüğüne çevirmiş firmalar pusuda bekliyordu. Çok şükür bu konuda tuzağa düşmedik, diğer işlemlerimiz de bitince sıra üretim izin ve diğer belgelere geldi. En önemlisi alt yapı sorunuydu. Bu sıkıntıyı belediyemizin yardımıyla arazi sahiplerinin izniyle ancak bir yılda aşabildik. Tedaş özel trafo işlemleri aylar sürdü. Sektöre yabancı olmam bir de yetişmiş insan kaynağının olmaması, sanayilik sütün olmayışı başlangıç için çok önemli iç ve dış faktörü beraberinde getirmişti.

Sütbir işletmesinin kuruluşu ve yapılan girişimler ile uygulanan projeler hakkında bilgi verimlisiniz?

İşletmeyi kurarken küçük başlamak istedim. Önümüzde ciddi tuzakların olduğunu biliyordum. Bundan dolayı işin işleyişine göre her yıl bir proje uygulayarak makine ekipmanı üç yıl yürüttüm. Yoğun işler içinde makinelerin alımı, yerleşimi, kullanımı ve resmi işlemlerini kendim yürütüm. Makine ve işletme mezunu olmam en önemlisi yıllarca ticaretin içinde olmam işletmemiz için büyük bir avantajdı. İlk iki proje makine firmalarının lehine oldu. Devletin bize verdiği destek ve bizim koyduğumuz yüzde 50 den fazlası boşuna gitti. Son projeyi değişik bir yöntemle daha kaliteli makine ve donanım ve daha uyguna mal ettim. Bu da bizim işi öğrendiğimizi gösterdi. Çok şükür işletmemizin sadece yoğurtta günlük 20.000 kg/gün kapasitesi vardır. Ayranda çift proses çift paketleme makinesi en önemlisi çift buhar kazanı tam Alman modeli bir tesisimiz var. İlimize hayırlı olur inşallah.

İşletmenin işleyişi nasıl gidiyor ve süt bulma konusu nasıl?

Ekip ile ilgili bazı sıkıntılarımız var ama inşallah bunları da en kısa zamanda aşacağız.

Sanayilik süt çok az, köylü sütü her gün ayrı kalitededir. Bir de sütün oluşu meraya bağlı olduğundan mera korununca süt de azalıyor. Bu da bizim dengeli bir üretim çizgisinden uzaklaştırıyor. Bu konuda temelden destekler verilmezse hayvancılık yapan insanlar tamamen bu işten koparlar. Yeni nesil hayvancılıkla uğraşmıyor. Hele böyle geleceği belli olmayan bir işi kimse yapmak istemez. Acilen bu konuda önlemlerin alınması gerekir. Üretim, sanayi, pazar bileşkesi hedef edinilerek çalışma yapılmalıdır. Aksi durumda yatırımın yattırılmaktan başka bir anlamı olmaz.

Personel durumu nasıl? Kaç kişiyi istihdam ediyorsunuz? Personellerin kalifiye durumu nasıl? Bu kapsamda biraz bilgi verebilir misiniz?

Döneme göre değişiyor 8-17 kişi arasında personel durumumuz değişiyor. İlçemizde bu konuda kalifiyeli eleman bulmak çok zor, istihdam ettiğimiz her personel işi öğrenmesi en az bir yılı buluyor. Bingöl’de nitelikli eleman sıkıntısı çok fazla, saha olmadığı için gençler yetişmiyor. Üniversite okuyanların durumları daha vahim teorik mantıklarında boğulmuşlar.

Pazarlama durumunuz nasıl ve nerelere ürün veriyorsunuz? Pazar ağınız hakkında bilgi verir misiniz?

Pazarımız başta Bingöl, Muş, Bitlis, Tatvan, Elazığ ve üç ilçesine bayilik olarak çalışıyoruz.

Sütbir olarak ilçe ekonomisine katkınız nasıl oldu?

2013’de 2 milyon TL,2014’de 3 Milyon TL para girişi sağlamıştır. İlçemiz ihracat yapıp dışarıdan para sağlıyor. İşletmemizle beraber ilçemizde hatta Bingöl’de sütün katma değeri artmış olup insanların daha çok süt üretip daha çok kazanç sağlama yoluna gitmesiyle işletme olarak daha çok pazar daha çok satış fırsatı sağlanabilsin.

İşletme hakkında kısaca bir değerlendirme yapmak isterseniz neler söylemek istersiniz?

Karsim, Solhan ve Sütbir olmak üzere 3 tescilli markamız vardır. İSO 9001-2008/İSO 22000-2005 kalite yönetim ve kaliteli üretim sistemleri uygulanmaktadır. Hedefim büyük Sütbir markasını Türkiye’nin en iyi markaları arasına sokmaktır.  Allah’ın izniyle ve üreticilerimizin gayretiyle bunu başaracağımıza inancım tamdır.

İşletmeyi kurarken ne tür sıkıntılar yaşadınız ve bunların üstesinden nasıl geldiniz? Politikanız ne oldu?

Bu sıkıntıların başlıcalarını yukarda açıkladım. En büyük sıkıntı işe yabancı olmamız, işin içine girmeden işi anlamamamızdı. Sabırlı olmak, pes etmemek en büyük politikam olmuştu. Yaşadığınız sıkıntıların aşıldığını ve bir şeylerin sonuç verdiğini görmek ve yapılan işin tüketici tarafından beğenilerek tüketildiğini görmek, işini severek ve daha iyisini yapmaya sevk etmektedir.

Anahtar Kelime:

Yorum Kapalıdır.