MİLLETVEKİLİ NASIL OLMALI?

  • Haberin Tarihi: 12 Mayıs 2015
  • Bu haber 143 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
MİLLETVEKİLİ NASIL OLMALI?

Parlamenter Demokrasinin işlevinin yerine getirilmesi için yapılması gereken seçimlere kısa bir süre kaldı. Milletvekili olmak isteyenlerin gireceği bu önemli seçim öncesi halkın vekilliğini yapacak kişilerin nasıl olması gerektiğini ve halkın nasıl bir vekil beklediğini aktarmak istedik.
Bingöl’de siyasette rol alabilmenin ölçütü ekonomik durum, popülarite, bir takım çıkar dengeleri olarak görüldüğü sıkça dile getirilmektedir.

GÜNDEM12 DERGİSİ ÜÇÜNCÜ SAYI

Bingöl’de sürekli yayın yapan Gündem12 Dergisi, her sayısında bir gündem maddesi ile okurları ile buluşuyor.

Gündem12 Dergimizin üçüncü sayısında “Milletvekili Nasıl Olmalı” sorusunu gündem maddesi yaptık.

Parlamenter Demokrasinin işlevinin yerine getirilmesi için yapılması gereken seçimlere kısa bir süre kaldı. Milletvekili olmak isteyenlerin gireceği bu önemli seçim öncesi halkın vekilliğini yapacak kişilerin nasıl olması gerektiğini ve halkın nasıl bir vekil beklediğini aktarmak istedik.

Bingöl’de siyasette rol alabilmenin ölçütü ekonomik durum, popülarite, bir takım çıkar dengeleri olarak görüldüğü sıkça dile getirilmektedir.

Bu değerlendirmelerin sıkça yapıldığı ilimizde hangi kriterlere sahip kişilerin bizleri temsil etmesi gerektiği hususunda bir değerlendirme yapmak için halkımızla sohbetimiz olurken hukuk çevresinden sivil toplum örgütlerine kadar farklı kesim ve kişilerin görüşlerine bu sayımızda yer verdik.

Öncelikle kısa sohbetler neticesinde halkımızın nasıl bir milletvekili profili istediğine dair edindiğimiz izlenimleri aktaralım.

Değerlendirme yaparken hangi siyasi partiden olursa olsun bize vekillik yapacak kişilerin nasıl olmaları ve neleri yapmaları gerektiği üzerinde konuştuk.

Paylaşımlarda en çok layık olma, yaraşırlık/uygunluk, yeterlilik üzerinde durulurken vekilin halka/asıl’a vekil olduğunun bilincinde hareket etmesi gerektiği dile getirildi.

Peki, Bingöllüler Olarak Nasıl Bir Milletvekili İstiyoruz?

Liyakat sahibi, eğitimli, girişimci, diksiyonu düzgün, halkı anlayan, siyaset yapmada beceri sahibi olan bir vekil isteyen Bingöl’ün vekil olabilecek kişiden istedikleri ve beklentiler ise kısaca şöyledir:

İslami hassasiyetleri olacak,

Tarihine, kültürüne, diline ve kimliğine sahip olabilecek ve bu konularda hassas olacak,

Bingöl’ün menfaatini kendi ve partisinin menfaatlerinin üstünde tutabilecek,

Bingöl’ün her kesimini kucaklayabilecek; bölgecilik ve ya adamcılık yapmayacak,

Halkı yalnızca; özel programlar veya siyasi gelişmelerde hatırlamayacak,

Bingöl’ün konuşulacak sorunları var iken, yakınlarına veya mensubiyeti olan yerlere yakın olanların kadroları ile zaman harcamayacak,

Yapılan işler veya alımlarda ismi (firmalara yakınlığı olarak) zikredilmeyecek,

Yatırımları öncelikli sırasına göre talep edecek ve bu husus gözetilerek ilimize yatırımların yapılmasını sağlayacak girişimlerde bulunabilecek,

Vekili olduğu halkı unutmayacak, onu getirenin yani aslın halk olduğunu unutmayacak,

Hesabı halka ve kendi vicdanına verebilecek çalışmalarda bulunacak,

Bingöl’ün sorunlarını bilecek ve bu sorunların çözümü için öncelikle istişareler yapabilecek,

Sorunların çözümünde halktan da destek alabilecek,

Bingöl’ün önceliklerini bilecek ve buna göre yol haritasını çizebilecek,

Geldiği makamın halkın makamı olduğu bilincinde olabilecek,

Bingöl’e yapılması gereken yatırımları kamu kurumları, sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleri ile yatırımın yapılacağı alanda uzman kişiler ile istişareler yaparak çalışmalarda bulunabilecek,

İmkânları; kişiler için değil, toplumun hakkı ve adaleti için kullanabilecek,

Ankara’daki çalışmalardan fırsat buldukça Bingöl’e gelebilecek ve ziyaretlerde bulunabilecek,

Ziyaretlerini hep aynı yöre ve kesime değil farklı köy ve mezralara fırsat buldukça gidebilecek,

Genci-yaşlısı, çalışanı-işsizi, esnafı-memuru fark gözetmeksizin sorabilecek,

Her zaman kurmayları veya destekçileri ile partililerini yanına alarak değil, kimi zaman yalnız başına bir kapıyı çalıp misafir olabilecek,

Bingöl’e geldiğinde bazen bir ticari taksi ile bazen bir halk minibüsü ile bazen de ilçeler arası taşımacılık yapan araçlar ile halkla birlikte seyahat edebilecek,

Katıldığı programlarda bir an önce bitsin aceleciliğinde olmayacak, katıldığı tüm programların kendi öz programı gibi hissedip öyle katılabilecek,

Gerek çalışmalarında ve gerekse ziyaretlerinde gönül dilini kullanabilecek,

Seçim sürecinde halktan destek isterken harcadığı enerjisini, seçildikten sonra da gösterebilecek,

Hoşgörülü, alçakgönüllü olacak ve insanları küçümsemeyecek,

Seçilmeden önce halktan olduğunu ancak seçildikten sonra halkın üstü olduğunu görmeyecek,

Halkı, seçimden seçime oy kullanan bir varlık olarak görmeyecek,

Ne şahsı adına ne de herhangi biri adına kamuda haksız ve adalet dışı bir talepte bulunmayacak,

İnsanların derdi ile dertlenecek, yalan söylemeyecek,

Yakınlarının isteği veya kendi talebi doğru değil diye yapmayan hiçbir kamu amirini veya çalışanını azarlamayacak, makamı vatandaşı terbiye etmek için kullanmayacak,

Küçük hesapların adamı değil, büyük fikir/düşüncelerin adamı olacak,

Sorumluluk sahibi olan ve her vatandaşın istediğinde ulaşabileceği bir milletvekili istiyor BİNGÖL.

 

Cevat İshakoğluCevat İSHAKOĞLU / Avukat

Öncellikle yapılacak seçimlerin ve milletvekili seçilecek kişilerin memlekete faydalı olmasını temenni ederim.

Parlamenter demokrasilerde adil bir temsiliyet bakımından seçimler, demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarının başında gelir. Ancak seçim barajının yüksek olduğu Türkiye gibi ülkelerde adil bir temsiliyetin olması maalesef mümkün olamamaktadır. Yüksek seçim barajları adil ve özgür bir seçime engel olup demokrasi ayıbıdır.

Nasıl bir milletvekili görmek istediğimize gelince öncellikle milletvekilliğine niyet etmiş kişilerin her yönüyle kendisini bu göreve layık görmeleri gerektiği kanaatindeyim. Türkiye gerçeğinde milletvekili olacak kişilerin halkın beklentilerinden çok siyasi parti liderlerinin beklentilerine cevap olma çabası ve beklentisi öne çıkmaktadır. Zira kişilerin yarışından çok partilerin ve liderlerin yarışı olarak gerçekleşen seçimlerde halkın da kendilerine faydalı olacak şahıslara oy vermek yerine parti veya lidere oy verdikleri görülmektedir. Bu meyanda düşünüldüğünde seçilecek milletvekillerinden beklentilerim şunlardır.

1-Bingöl’e milletvekili olacak kişilerin öncellikle hiçbir siyasi görüş ve mensubiyet ayrımı yapmaksızın memlekete hizmet etmeyi kendisine şiar edinmelidir.

2-Seçilecek milletvekili, liderin beklentilerinden çok halkın beklentilerine cevap olmadır.

3-Ülke barışına hizmet etmek için kangrenleşen Kürt sorununun adil ve kalıcı bir şekilde çözümü konusunda çaba göstermelidir.

4-Yerel kaynakların değerlendirilmesi ve ekonomik kalkınmanın sağlanması için projeler üretmeli ve bu projelerin hayata geçmesi konusunda gayret sarf etmelidir.

5-Yerel yönetimleri parti farkı gözetmeksizin güçlendirmek için merkezden yerele kaynak aktarımı konusunda çaba harcamalıdır.

6-Yönetenlerin (gerek seçilmiş gerekse atanmışların) halkın efendisi değil hizmetkârı olduğu olgusunu unutmamalı ve ilişkilerinde bunu halka açıkça hissettirmelidir.

7-Ayrımcılığa asla prim vermemeli ve ayrımcılıkla ilgili halktan gelen talep ve şikâyetlere hassasiyetle yaklaşmalıdır.

Milletvekili olacak kişilere şimdiden başarılar diler, her türlü hile ve baskıdan uzak bir seçim olmasını temenni ederim. Selam ve saygılarımla…

 

veysel çelikerVeysel ÇELİKER

Anadolu Eğitim Sendikası Bingöl Temsilcisi

 

Öncelikle Gündem 12’ye yayın hayatında başarılar diliyorum. Halkımızın daha iyi hizmetleri daha iyi nasıl alabileceğine dair bir basamak görevi gören basın-yayın kuruluşlarının bu gibi temel konularda sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini almasını çok önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum.

Malumunuz Bingöl sayısal nüfus anlamında küçük bir şehir. Her atılan adımın yankısı başka bir yerde çok kısa bir zamanda yankı bulabiliyor. Akrabalık, dostluk, arkadaşlık ilişkileri çok gelişmiştir.

Çok iyi düzeyde olduğuna inandığım insan ilişkileri ‘siyaset’ mevzu bahis olunca çok farklı seviyelere ve hatta bazen istenmeyen birçok olumsuz vaziyete de gelebiliyor. Dün ve bugünlerde de bununla ilgili birçok olumsuz örneğe de şahit olduk ve oluyoruz. Bu yüzden bazen ‘keşke siyaset bu güzel insanların şehrine hiç uğramasaydı’ diyorum. Bu düşüncenin bende oluşmasının belki de en büyük sebebi Milletvekili sıfatını taşıyan kişilerin bir türlü Millet’in vekili olmayı başaramamasıdır. Eğer birisi veyahut birileri çıkıp bu işin hakkını tam verebilseydi belki de insanlar arasında fitnenin değil de kaynaşmanın daha da artmasını da sağlayabilirdiler. Lakin bu olmadı ve belki de hiç olmayacak…

Bir Milletvekilinde olması gereken özelliklere dair bir liste yayınlamamız mümkün ve belki de binlerce madde sıralayabiliriz. Lakin ben bu güzel şehrin siyasi anlamda en büyük hatası olan ‘aşiretçilik, adamcılık’ düzeninin bu şehre ve siyaset anlayışına verdiği zararın ne denli büyük olduğunu özetleyerek başlamak istiyorum.

Hepimiz anlayabilelim diye basit bir örnek veriyorum. Çoğumuz kendi adamımızın, aşiretimizin, akrabamızın milletvekili olmasını istiyoruz. Bunu istemememizin sebebi ‘hizmetlerden (!) daha rahat faydalanmak’ olarak özetlenebilir. Güçlü olana daha rahat ulaşabilmek adına ‘bizim olsun, köpek olsun’ anlayışıyla hareket ediyor ve ama köpeklerin pisliklerinin sokak ortasında ne kadar çirkin durduğunu da görmek istemiyoruz.

Oysa bize lazım olan ‘adalet’ sahibi bir karakterdir. Adil olan, zulmetmeyen ve eşitliğe önem veren şahsiyetlerdir. Kendisinin ve çağının sorunlarının şuurunda olan bir bireyden bu topluma fayda gelir, zarar gelmez. Aşiretini, parasını veyahut kendi iradesi ile kazanmadığı her hangi bir özelliği kendisinden aldığımız zaman ‘hiçbir özelliği kalmayan’ kişilerin peşinden koşmamamız lazım. Adaletli insanlar bu halkın vekâletini üstlenirlerse insanlar arasında maddi farklılıkların gündeme gelmesi söz konusu olmaz. Topluluklar arasındaki uçurumlar giderilir. Milletvekili olabilmek için neredeyse tüm halkın barışını, huzurunu gasp etmeye kimsenin hakkı yoktur. Siyaset her şeyden önce ‘anlayış’ gerektirir, adalet gerektirir ve bana göre her şeyden önce Allah’tan korkmayı gerektirir.

Milletvekili olacak kişide olması gereken en büyük özellik öncelikle kendisinin, toplumunun ve çağının sorunlarının şuurunda olmaktır. Geçmişinde onurlu duruş olmayan kişilerin yarınki vekilliğinde de hayır yoktur. Geçmişinde dikili bir ağacı olmayan kişinin “ben vekil olursam her yere ağaç dikeceğim” cümlesi yalandır. Yoksullarla sofrasını paylaşmamış birisinin “bütün yoksullara yardımcı olacağım” demesi ancak “kendisine attığı bir iftiradır.” Ölçüyü ve tartıyı eksik ölçen birisinin “adil olacağım” cümlesi de ancak ve ancak palavradır. Yani, kişi dün ne ise yarında odur. Geçmişte yalancı ise, yarın da yalancıdır…

Eğer benim önüme bir çöpçü “vekil adayı” olarak gelirse, onun görev mahalline bakarım. Sorumluluğu altında olan sokağın temizlik durumuna bakarım. Eğer sokak sakinleri de “işini dört dörtlük yapıyor, görevinin hep bilincinde oldu, sokaklarda hiçbir zaman toza-dumana-çöpe denk gelmedik” derlerse ben bu çöpçüden emin olurum ve “vekilim” olmasında bir sakınca görmem…

Eğer benim önüme bir esnaf “vekil adayı” olarak gelirse, onun ticaret hayatına bakarım. Halka karşı dürüst davranmışsa, ürününü satmak için yalana başvurmamışsa, hileye kaçmamışsa ve insanları mağdur etmemişse ‘vekil’ olmasında hiçbir sakınca yoktur.

Tabi bu kriterler herkes için geçerlidir; geçmişi, duruşu ve “zulüm karşısında durduğu pozisyon” onun gelecekte nasıl davranacağına dair bütün cevapları almamızı sağlar. Örneğin zulüm karşısında susup, “eğer karşı çıkarsam, vekilliğime mani olur” diyenler yarın vekil olduktan sonrada “zulüm karşısında susarlar ve hatta zulm ederler”…

Geçmişinde iyi bir yere gelmek için üsttekilere dalkavukluk yapanlar, vekil olduktan sonra bir üst tabakaya geçiş yapabilmek için dalkavukluk yapmaya devam ederler…

Kısacası, dününde onurlu duruş olmayanların, yarınında da hayır yoktur… Bu nedenle “benim vekilim” olacak kişinin geçmişi beni daha çok ilgilendirdiği gibi benim için en büyük ölçüttür. Eğer geçmişinde Allah’ı düşünerek adım atıp halkına karşı dürüst olmuşsa, yarın vekil olduktan sonra da öyle olacaktır. Yok, her türlü üçkâğıtçılığına, yalana ve dolana rağmen önümüze gelerek “hele bir vekil olayım da bakarız” derse o zaman ne biz hayır görürüz ne de o…

 

hamdullah_darginHamdullah DARGIN / Eğitimci

Vekil, milleti temsil edeceğine göre, öncelikle temsil ettiği milletin özelliklerine sahip olmalıdır. Yani temsil edeceği kitlenin inancını ve kültürünü temsil etmelidir. Bu temsiliyet sadece görüntüde değil, özünde olmalıdır.

Milletvekilleri, her şeyden önce zeki ve başarılı olmalıdırlar. Kafası çalışan, proje üretebilen, temsil ettiği il için bir şeyler yapabilen kişiler olmalıdırlar. İhale kovalamak yerine, iline hizmet için koşturmalıdır. İlin genel ihtiyaçları konusuna hakim olmalı, gerekli çalışmaları meclise taşıyabilmelidirler.

Bir ilin, dört yıl boyunca mecliste söz almayan bir vekile ihtiyacı yoktur.

Bir ilin, sadece oylamada el kaldıracak bir vekile de ihtiyacı yoktur.

Bir ilin, “sorunları gören, anlayan ve çözüm arayan” vekile ihtiyacı vardır

Milletvekilleri aynı zamanda ahlaklı, temiz bir geçmişse sahip olmalıdırlar. Geçmişi karanlık, zaafları olan ve ileride kendisine karşı kullanılabilecek geçmişine dönük hataları olanların vekilliğe başvurmamaları gerekir. Böylelerinin vekil olmaları bir facia olur. Şantajcı çetelerin elinde oyuncak olurlar ve onların eliyle yetim hakları çar çur edilir.

Vekil olacak kişilerin, sağlam ve oturmuş bir kişiliğe sahip olmaları gerekir. Zira sağlam bir kimlik oluşturmayanlar, ellerine geçen fırsatlar karşısında zaafa düşebilir, şahsi çıkar elde etme yoluna gidebilirler. Yani geçmişi temiz olmasına rağmen, bu tür kişilerin geleceği risk altındadır.

Vekil, Allah’tan korkan bir kişiliğe sahip olmalıdır. Aday olanlar; Hesap gününün farkında olarak bir hayat yaşayan, kendini ve ehlini yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden korumaya kodlanmış, Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olarak bir hayat sürdüren ve Müslüman olarak canını teslim etmeye aday olan kişilerden oluşurlarsa, hem kendilerini hem de memleketi kurtarabilirler.

 

sebahattin soysalSebahattin SOYSAL / Avukat

Bir cemiyette temsil hakkı; fikirde, ilimde, idarede, adalette vs. her türlü kurucu ve yapıcı özelliklerin hepsinde en önde olan kişilerindir. Cemiyet vicdan muhasebesine göre tercih yapacağı için seçeceği kişide öncelikle bu özelliklerin var olup olmadığına bakar. Bu sebeple seçilecek olan milletvekilinde öncelikle olması gereken özellik liyakat sahibi olmasıdır. Milletvekili liyakat sahibi olmalıdır.

Diğer bir husus şudur; Türkiye’de seçim sistemi olarak, seçilen Milletvekili, sadece seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil bütün Cemiyeti temsil ederler. Bu husus her ne kadar uygulamada görülmese de Anayasa’da da geçmektedir. Bu noktadan hareketle bir Milletvekilinde liyakattan sonra olması gereken diğer bir husus da temsilde adil olmasıdır. Tüm cemiyeti temsil etmeyen bir Milletvekili, belli bir toplumun direktiflerine bağlı bir delege haline gelir. Bu da diğer bireylerin adalet duygusunu zedeler. Bu sebeple Milletvekili; belli bir toplumun direktiflerine bağlı bir delege değil, tüm cemiyeti temsil eden bağımsız bir temsilci olmalıdır. Milletvekili cemiyeti temsilde adil olmalıdır.

Cemiyet ve vekil arasında şu soruna sıkça rastlanır ve şikayet konusu olur. Şöyle ki; cemiyet vekili seçer, vekil Ankara’ya gider. Böylece cemiyet vekiline ulaşmakta ve derdini vekiline anlatmakta ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Bu, vekil ve cemiyet arasındaki ciddi bir iletişim ve irtibat problemidir. Milletvekili olmak parlamento’da sandalye sahibi olmaktan ibaret değildir. Asıl iş oylar sandalyeye dönüştürüldükten sonra başlar. Milletvekili cemiyet tercihinin somutlaşmış hali olduğuna göre vekil eden cemiyet, vekilin gerekli sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini kontrol etmek ister. Bu sebeple Milletvekili cemiyet ile olan ilişkisini kesmemeli, hatta cemiyetin kendisine ulaşmasını kolaylaştırıcı tedbirler almalıdır. Örneğin; seçildiği bölgede bir irtibat bürosu kurarak, buraya belli zamanlarda gelip, cemiyet ile sohbet edip dertlerini ve sevinçlerini dinleyebilir. Söz konusu bu husus meşruiyetini seçimden yani vekâlet ilişkisinden almaktadır. Bunun diğer adı demokrasidir.

Milletvekili STK’ların çalışmalarını takip etmeyi hatta onlar ile ortak çalışmalar yapmayı gözden kaçırmamalıdır. Şöyle ki STK’lar da bir noktada belli bir kesimin temsilcileridir. Ayrıca STK’lar sadece sorunları tespit etmekle kalmayıp çözüm önerileri için de çalışmalar yaparak idarecilere yardımcı olurlar. STK’lar aslında idareciler ve toplum için kolaylaştırıcı birer kurumdurlar. Temsilin genel oluşu, temsilciyi bütün sorunları çözmeye yetkili kılar. Temsilde vekâlet alan vekil, tüm STK’lar ile ortak çalışmalar yapmayı göz ardı etmemelidir.

Tabiki bir Milletvekili’nin nasıl oluşuna dair olması gerekenleri söylemek adına birçok husus sayılabilinir. Ancak ana hatlarıyla benim söylemek istediklerim bunlardır. Sevgilerim ve saygılarımla.

 

Servet Ayık1Servet AYİK / Esnaf

Seçim süresinin başlaması ile birlikte bu dönemde de siyaset arenasında öne çıkan yüzler, genellikle Bingöl’ün aşina olduğu yüzler oldu. Bingöl’de siyasette artık farklı yüzleri görmek istiyoruz. Aşiret ve bölgelere dayandırılarak belirlenen adaylar Bingöl’ün geleceğine bir katkı sağlamaz. Kişisel gelişimini tamamlamış, ilkeli ve dürüst siyasetçilere ihtiyacımız var.

İsimleri veya aileleri; şaibeye, usulsüzlüğe, yolsuzluğa karışmamış kişilerin karşımıza çıkarılmasını istiyoruz.

Kötünün iyisini istemiyoruz, en iyisi olsun istiyoruz.

Memleketin sorunlarını evinin sorunları gibi bilecek, uykusundan, yaşantısından ödün verecek vekiller istiyoruz.

Uyuşturucu illetiyle aktif mücadele eden, barış sürecinde ipi göğüsleyip bu sorunun çözülmesini kendine görev bilen vekil istiyoruz.

Aslında nasıl bir vekil istiyoruzdan ziyade nasıl birini istemediğimizi belirtirsek nasıl birini istediğimiz de görülmüş olacaktır.

Bir sorunun çözülmesi için yardım istendiğinde “tünele girdim sesin gelmiyor” diyen vekil istemiyoruz

Ulu orta her yerde “benim aldığım maaş Bingöl’den gelen misafirlerimin çay parasına yetmiyor” diyen vekil istemiyoruz.

İhale takipçisi olan, yolsuzlukla ismi anılan vekil istemiyoruz.

İş bulma kurumu gibi çalışan, birilerinin hakkını gasp ederek yandaşlarına akrabalarına imtiyaz tanıyan vekil istemiyoruz.

Kendi evladını bağrına basmayan, sahip çıkmayan halka sahip çıkamaz. Bu nedenle içinde evlat sevgisi olmayan vekil istemiyoruz.

Kendi çocuklarına yedirmediğini, giydirmediğini garibanın çocuğuna yediren giydiren vekil istemiyoruz.

Donanımını ve unvanının hakkını veremeyen, üslubu ve tutumu başımızı öne eğen vekil istemiyoruz.

Bölgenin nehirleri hatta dereleri HES’lere teslim edilirken kendilerine ve yandaşlarına çıkar sağlayan vekil istemiyoruz.

Gençliği anlamayan, gençliğin sorunlarına çözüm üretemeyen vekil istemiyoruz.

Uyuşturucuyla mücadele etmeyen, bu sorunun çözülmesi için gövdesini taşın altına koymayan vekil istemiyoruz.

Yukarıda belirttiğimiz hususlardan uzak olan, memleketin huzuru, güvenliği, kalkınması için mücadele edip hak çerçevesinde çalışan insanı, doğayı ve hayvanları yürekten seven bir vekil istiyoruz.

Başka da bir şey istemiyoruz.

 

Bayram BariçBayram BARİC

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Öğrencisi

“VEKİLİMİZ OLACAK KİŞİ, EFENDİMİZ DEĞİL DE HİZMETKÂRIMIZ OLSUN”

“Anlaşılması zor ve ulaşılması imkânsız vekilim nerede demeyeceğim, memleketimin en uzak köy yolu kapandığında ondan haberdar olup, her ne işi olursa olsun pür dikkat o köy yolunda ki sıkıntıyı gidermek için uğraşan, memleketin geleceği için,  gecesini gündüzüne katıp çalışan genç kardeşimin her daim destekçisi olan, memleketin tümüne adaletli bir hizmet politikası benimseyen, uslanmadan, yorulmadan, dur durak bilmeden memleketin refah seviyesi için yol kat eden bir vekil istiyorum.”

Gündem12 Dergisinin bu sayısında ki özel gündem sorusuna binaen yukarıda verdiğim basit ve sıradan bir cevap, ne yazık ki her ne kadar basit ve sıradan gözükse de,  bu durumların uygulamaları hususunda biraz zorluklar yaşanmaktadır. Bu zorlukların temel etkeni çok,  bunları buradan yazıp sıralarsak, tabiri caizse Bağdat’a kadar yol olur, velhasıl memleket meselesi diye nitelendirilen bu durum daha çok halkın beklentileriyle orantılıdır. Eğer ileri demokrasi diye tabir ettiğimiz durumun gerçekleşmesini istiyorsak, millet olarak; “benim vekilim nasıl olsun” sorusunu kendimize sorduğumuzda, cevap olarak ta ; “vekilimiz olacak kişi, efendimiz değil de hizmetkârımız olsun” cevabını alıyorsak o zaman istenilen vekili bulmak istiyoruz, demektir.

Bizler de algı olarak vekillik kavramı farklı bir şekilde anlamlandırılmaktadır.  Eğer benim seçeceğim vekil, belli bir zaman sonra benimle kendisi arasında bir mesafe koyuyorsa, benim derdimi dinlemiyorsa, bana ulaşamıyorsa evet yanlış yazmadım, ‘’bana ulaşamıyorsa’’ o zaman o benim vekilim değildir.  Bu durumda olan bir vekil bana hizmet etme gayesini taşıyamaz. Ben milletsem benim sıkıntım varsa, bunu benim vekilim gelip bana soracak ve o sıkıntımı gidermek için çaba sarf edecek. Hiçbir demokrasi milleti vekilin peşinden koşturmaya müsaade etmez.

Vekil her zaman ve her daim milletin için de olmalı, Hz. Ömer’in tabiriyle; “halkın yediği yemekten yemeli, halkın giydiği elbiseden giymeli” eğer bir vekil benim yaşantımı, benim duygularımı, benim istek ve arzularımı bilmiyorsa onun gelip bana adil bir şekil de hizmet etmesini de bekleyemem.  Benim yediğim yemekten,  benim giydiğim elbiseden giymeyen birinin benle aynı duyguları paylaşması da imkânsızdır.

Evet, gelin hep birlikte, milletinin yanında duran, milletinin mili değerlerine sahip çıkan ve onları her daim koruyup kollayan, milletliyle her daim irtibat halinde olan, ilerleyen teknolojik imkânları da kullanarak, her daim milletinin sıkıntılarını dinleyen bir vekil isteyelim. Bunu istemek bizim en doğal ve en zaruri hakkımız…

Bu hakkın gerçekleşmesi ümidiyle…

 

Anahtar Kelime:

Yorum Kapalıdır.