SİYASETİN DE KALİTESİ OLMALI!

Hakim DEĞİŞGEÇ

  • Yazının Tarihi: 13 Nisan 2015
  • Bu yazı 84 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

GÜNDEM12 DERGİSİ ÜÇÜNCÜ SAYI

Gazeteci olmamız hasebiyle “Her şeyden haberi vardır” şeklindeki bir muhataplıkla karşı karşıya olmak elbette, özellikle böylesi kritik bir süreçte oldukça zor. Çünkü yapacağınız bir yorum, olmadık yanlış yorumları da tetikleyebiliyor.

Yok, mu öngörülerimiz?

Elbette var. Ama bunu kime, nasıl açıklayacağınız önemli! Ve en önemlisi, karşınızdakinin yorumlarınızı nasıl algıladığı…

Hepimizin temennisi; şehre katma değer sunabilen, toplumun beklentilerini bilen ve çalışmalarını buna göre şekillendiren, sorunlara çözüm üretebilen, şehrin bürokratik yapısını güçlendirme gayretinde bulunan, yatırımların yanı sıra herhangi bir alanda sıkıntısı bulunan vatandaşlara da çare olabilecek kimselerin bu göreve getirilmesidir.

Böyle bir tablo gerçekleşir mi? Bunu da, 7 Nisan’da YSK’ya sunulacak aday listeleri, 7 Haziran’da ise sandıktan çıkacak sonuçlar belirleyecektir.

Fakat ben, daha çok bu sürecin başlangıç noktasına değinmek istiyorum. Yani, aday adaylığı sürecine…

İlk sorumuz şöyle olsun; Bir kimse neden milletvekili adayı olmaya çabalar?

“Yaşadığı şehre, ülkeye katkı sunabilmek için” değil mi?

Evet! Burada hepimiz hemfikiriz.

Ama daha kendini yönetemeyen, kendini ifade edemeyen, bir fikir ya da projesi bulunmayan, süreci ve toplumsal refleksleri okuyamayan, sorunları ve çözüm yollarını ortaya koyamayan,  ezberlenmiş klasik birkaç cümleyle var olma çabası güden kimselerin toplumun önüne çıkıp “Ben sizi yönetmeye talibim” demesini şahsen bir hakaret olarak yorumluyorum.

Kimseyi küçük görmek gibi bir niyetim yok tabi ki. Elbette herkes aday adayı olabilir, bu en demokratik haktır. Lakin bahsettiğim; insan hakkıyla ilgili değil, hiçbir katkı sunamayacağını bildiği, bunun toplum tarafından da bilindiği halde bu kişilerin kalkıp da böylesi bir yarışa girip toplumun aklıyla alay etme eğiliminde bulunmasıdır!

Bütün mesele aday adaylığı ücretini yatırmakla ilgili olmamalıdır. O parayı herkes bulur! Meseleye sadece “mali gücüm var, ben de şansımı deneyeyim” mantığıyla yaklaşamazsınız! Yaklaşılmamalı da!

Gerçekten yönetme kabiliyetiniz varsa, zaten toplum sizi bir şekilde sürecin içine çeker ve nasibiniz de varsa bu göreve getirilirsiniz. Tabi yüksek tepelerden iş bağlayıp gelenleri bu değerlendirmenin dışında tutuyorum.

Bahsettiğim husus eğitim durumuyla ilgili değildir elbet! İlla yüksek lisans eğitimi görmüş olmanız gerekmiyor. Duruşunuz, konuşmanız, sarf ettiğini cümleler ve olaylara yaklaşım biçiminiz sizin donanımınızı ortaya koymak adına yeterlidir. Eğitim önemlidir fakat her eğitimlinin de siyaset yapabileceği anlamı çıkarılmamalıdır. Eğitimli olup iki cümle kuramayanları da görüyor bu şehir.

Kamu görevlisi olup aday adayı olanlar için genellikle “Makamda yükselmek için aday adayı oldu” yakıştırması yapılır. Gerçekten de öyle midir? Kısmen haklılık payı vardır. Ama işin daha vahim kısmı, kamuda normal bir görevde bulunup da, hasbelkader bir siyasi partide aday adayı olan (belediye başkanlığı veya milletvekilliği için) kimselerin, aday gösterilmedikten sonra görevine dönüp, verilen görevleri “Ben aday adayı olmuş insanım. Verdiğiniz bu işleri yapamam. Bana karışmayın, üzerime gelmeyin. Kurumda beni küçük düşürmeyin” diyerek reddedenleri biliyorum!

İyi de arkadaş, aday gösterilmedi diye görevden kaçanın, görev aldıktan sonra çalışacağına nasıl inanalım?

Çarşı pazarda yürürken insanların hürmet göstermesi, ‘sayın vekilim’ diye hitap etmesi veya saygınlığınızın artması için mi aday adayı oluyorsunuz? Bu hangi mantığın ürünüdür?

Kimse kusura bakmasın ama kişilikle ilgili sorununuz varsa, vekil de olsanız yine itibar görmezsiniz. Toplum, kişiliklere göre değerlendirme yapar, kıymet biçer. Vekil ya da başkan aday adayı oldunuz diye el üstünde tutulmazsınız.

Lütfen! Siz bile kendinize inanmıyorken, kalkıp da toplumun size inanmasını, desteklemesini, peşinizden yürümesini beklemeyin! Paranız çok, akraba çevreniz yoğun olabilir. Bu da siyasete girmenize sebep olmamalıdır. Dedim ya, gerçekten ‘yönetme’ güdüsüne sahip değilseniz, milleti kendinize güldürmeyin.

Siyasetin de kalitesi olmalı güzel kardeşim!

“Cahil cesareti” yorumlarına maruz kalmamak adına, demokratik haklarınızı saklı tutmanızı, toplumun aklıyla alay etme teşebbüsünden kaçınmanızı öneriyorum.

Lütfen!

 

Bir Yorum Yazın