Okuma ve Fayda Denklemi…

Abdurrezak DERVİŞOĞLU

  • Yazının Tarihi: 24 Şubat 2015
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Gençlik ve siyaset

Siyaset ve okuma

Okuma ve fayda denklemi…

İnsan, hayatını inşa ederken sahih değerler üzerinden inşa ederse anlamlı olur. Aksi halde sırf tüketen bir varlık haline dönüşeceğinden anlam dünyasında karşılığı en azından insanlık üzerinden olmayacaktır. Bu inşa sürecinin, temel gereklerinden biride şüphesiz toplumsallaşmanın en önemli koşullarından olan yönetim belirlemedir. Buraya kadar sorunsuz gibi görünen süreç toplumsallaşma da kullanılacak argümanlar, ilkeler ve ahlak yapısının alt yapısını oluşturacak ilmi ve ahlaki dayanağın ne olacağı sorusunda ise karmaşa üretecektir. İlk elden oluşturulacak yönetimin hangi ölçüler etrafında şekilleneceği sorusu vardır. Öyle ya bir dünya görüşü etrafında şekillenmesi gerekmektedir. İlk soru: bir arada yaşamanın kanunlarının neye hangi dünya görüşüne göre şekilleneceği sorusudur. İkinci temel soru da yaşamı şekillendiren dünya görüşüyle ilgili yeterli bilgiye sahip olup olmadığımızdır ve son olarak bilgili olduğumuz ön kabulü üzerinden bilgi eylem tutarlılığı sorunu ortaya çıkacaktır ki bu konu daha sonra ki yazının konusudur. Bu yazıda ise hayatı inşa etmede gerekli en temel değerin okuma olduğu kabulü üzerinden; okumayla günümüz insanının özellikle gençliğin ilişki biçiminden kısaca bahsedilecektir.

Tarihin bize aktardığına göre neredeyse tüm zamanlarda öncü olan siyaseti (yönetme sanatı) belirleyen, siyaset üzerinde önemli dönüşümlere vesile olan (dönemin yaş ortalaması ve sosyolojisi dikkate alındığında) gençliktir. Elbette okuyan tartışan üreten gençlik. oysa zamanımızda alıklaştırılmış, aptallaştırılmış, makinelere /gerek zorunlu iş makinaları gerekse lüks tüketim aygıtları/ bağımlı hale getirilmiş bir gençlikle karşı karşıyayız. Günümüzde hem okumayla hem de Siyasetle ilişkisi slogan düzeyinde olan gençlik toplumun en ‘örgütlü’ gençliği olmaktadır. (Alem buysa… Kahrolsun faşizm) . Siyaset belirleme, fıkıh etme toplumsallaşma yukarıda zikredildiği gibi asgari düzeyde neye dair sorusunun cevabını bilmek üzerine kurulmalıdır. Süreci şekillendirmek için de doğal olarak bilgilenme gerekmektedir. Bilgisiz bir yığından, hareket ve siyaset belirlemelerini bekleme en hafif tanımıyla saflık olur. Günümüz insanının/gençliğinin/ bilgisiz olmasının çok fazla etkeni olmakla beraber temelde bu bilgisizliğin, gençliğin kitap ve düşünceyle geliştir(eme)diği ilişkiden kaynaklandığı söylenebilir. Okuyamayan bir gençliğimiz var ve okuyamamak savaşta barutsuz kalmak hikayesi gibidir.

Neden okuyamıyor..!

Okuyamıyor çünkü askeri eğitim sistemi buna engeldir. (okul gençliğin okumasına engeldir! aa saçma denilebilir ama gerçek bu.)

Okuyamıyor çünkü çalışmak zorunda kalışı okumasına engeldir.

Okuyamıyor çünkü modern çağın modern tüketim ahlakı okumasına engeldir.(internet akıllı telefonlar, binlerce  kanallı  tvler ve yine bu tvlerin yeryüzünün en salak insanını standart kabul edip ürettiği diziler programlar  vs)

Okuyamıyor çünkü arkadaşlıklar buna engeldir. (okumak yerine kahve de okey oynamanın daha eğlenceli olduğu çoğumuzun malumu.)

Okuyamıyor çünkü gereksiz ve saçma melankoniler buna engeldir.(modern Leyla’lar, modern Mecnun’lar ve şüphesiz modern sorunlar: ikibin tane sms attım bindokuzyüz taneyle karşılık verdi bu da eşittir ikibinde yüz oranında beni önemsememe ihtimaline karşılık VURUN DALGALAR)

Okuyamıyor çünkü okumak para kazandırmıyor anlayışı modern çağın hakim psikolojisidir.

Neden okusun!

Modern çağın hastalıklı ve sorunlu anlayışına göre her eylem maddi kazanç sağlamalıdır, sağlayamıyorsa gereksizdir. Okumayla fayda odaklı ilişki geliştirmek denge sorunu yaratır. Doğal olarak faydacılık, okuma üzerinden sonuç alamıyor. Sonuç alamadığı için de okumayı öteleyebiliyor. En temel okumama sebebi bize göre bu denklemdir. Yani okuma ifade edildiği gibi ‘para etmiyor.’

Siyaset/reel politik anlamda/  okuma ilişkisi gelişmiş toplumlarda belki paraleldir, ancak Türkiye gibi gelişmekte olan (ilginç ve komik bir tanım; bir türlü ‘gelişmekte olma’ sürecini tamamlayamadı.) ülkelerde siyasetin /yine reel politik anlamda/hangi değerlerle! Paralel olduğunu ortalama siyasetçilerimizin profillerinden anlamak pekala mümkün.

Hani ilmi’hallerde mesela Cuma namazının kimlere farz olduğu belirlenirken bazı şartlar vardır ya

Mesela ilk şart; Müslüman olmak

İkinci şart; akıl baliğ olmak gibi

Türkiye siyasetinde vekil adayı falan belirlenecekse şartlar şöyle sıralanıyor:

Bir: paralı olmak.

İki: paralı olmak

Üç: paralı olmak bir süre böyle devam eder. es kaza aday adaylarının hepsi paralıysa bu defa

Bir: parası en çok olmak… gibi devam eder.

Bu hastalıklı fakat maalesef gerçek ortamda gençliğin siyasetle okumayla nasıl sağlıklı bir ilişki geliştirmesi beklenir?

Yorum Kapalıdır.