RAMAZAN VE BAYRAMDAN YANSIYANLAR

Muhammed Veysi TUNÇ

  • Yazının Tarihi: 20 Temmuz 2015
  • Bu yazı 19 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Bir Ramazan daha geride kaldı.

Kim bilir belki bu bizim veya sevdiklerimizin son Ramazan’ıydı.

Ramazan ayı ve oruçla aslında neyi fark ettik? Bu fani ve fena dünyaya ait olmadığımızı… Nitekim “geçici bir eğlence ve oyun hayatı olan” dünyanın içinde olsak bile dünyevileşmememiz gerektiğini…

İnanan ve salih amel işleyenler için hayırlı olanın, ahiret yurdu olduğunu hatırladık. Zaten hatırlamak zorundaydık, çünkü insanoğlunu yanıltan, yıpratan ve yoran dünya hayatı değil miydi? Bu anlamda “dünyada rahat yok” hakikatinin hepimiz farkındayız. O halde başımıza bir dert, bir musibet ve bir ceza gelecekse Allah için ve Allah yolunda olması tercihe şayan değil mi?

Her Ramazan yeni başlangıçtır. Ruhumuzun tezkiyesi, kalbimizin takviyesi, nefsimizin terbiyesi, hayatın ıslah ve inşası için bulunmaz bir fırsattır. Acaba bu fırsatı ne kadar değerlendirebildik?

Ramazan, Kur’an ayıdır. İlahi mesajla ilişkimizi sadece bir ay değil, bir ömür boyu sürekli ve düzenli olarak sürdürmemiz gerekir. Kur’an’ın belirlediği ahkam, ahlak, amel ve akaid boyutlarıyla hayatımızı yeniden inşa etmeliyiz. Bu bağlamda dünya ve ahiret saadeti sağlayan, yegane kaynağımız olan ilahi kelamı hayatımızın her alanına ve anına indirebilecek miyiz?

Kur’an’ı ‘’terk edilmiş’’ bırakmanın, kendimizin ve ümmetin felaketine yol açtığını göremiyor muyuz?

Ramazan’da yoğunlaştırılmış kulluk bilincimizi kalan on bir aya ve tüm zamanlara yayabilecek miyiz?

Fıtrat ve denge dini olan İslam’ın, bayramlarını batılı ve batıl ölçütlere göre anlamak, algılamak veya kutlamak doğru değildir. Bayramı çılgınca eğlenip Allaha isyan ederek geçirmek, nasıl bayram ruhunu katletmekse Rabbimizin bayram yapmamızı istediği günleri kabul etmemek, diğer günlerden farksız görmek de bir isyandır.

Bayram, günümüzde tatil, şeker ve eğlence olarak algılanmıyor mu? Oysaki bayram Allaha kulluğun neticesi ve Rabbimize yaklaşmanın sembolüdür. Nitekim arefe gecesi, bayram gün ve geceleri umumi af günleridir.

Oruç, mukabele, namaz ve teravihlerle Allah daha yakın olan; dua, zikir, tevbe, istiğfarlarla günahlardan arınan; zekat ve sadakalarla yüreği yufkalaşan ve birbiriyle kaynaşanlar için bayram, ilahi bir armağandır. Ve bir ‘’hak ediş’’tir.

Zaman şeridi içinde bayram, yeni bir değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Bayram, tevhid ve vahdetin işareti; birlik, kardeşlik ve dayanışmanın vakti ve habercisidir.

Bayram, yeni ve süslü elbiseler giyme işi değil; takva libasını kuşanmaktır.

Bayram, sırattan geçme becerisidir.

Bayram, amel defterini sağ taraftan almaktır.

Ömrümüzün Ramazan, ahiretimizin bayram olması duasıyla…

Yorum Kapalıdır.